Modada İkinci El Tüketim Rahatlığı

Gün geçtikçe tüketim çılgınlığı giderek yaygınlaşmakta ve artarak devam etmektedir. Tüketim çılgınlığının başlıca sebepleri; alışveriş mağazalarının her yerde olması, internet alışverişinin yaygınlaşması ve böylelikle de istenilen tüm şeylere rahatlıkla erişilebilmesidir. İnsanlar, zamanla gördükleri harika modeller içinden, ihtiyaçları dahi olmayan şeyleri alarak, iradelerine yenilmeye başlamışlardır.

Bu durum, zaman içinde, bazı zeki insanların dikkatinden kaçmamış ve modada ikinci el tüketim rahatlığı ortaya çıkmıştır.

İnsanların dolaplarında, 1-2 kez giydikleri, hatta bazen hiç giyilmeden bekleyen kıyafetlerin birikmesiyle birlikte; atıl eşyaların bir şekilde değerlendirilmesi ihtiyacı gündeme gelmiştir. Kıyafetlerin bazılarının ünlü markalardan olması da, bu ürünlerinin sıfırını almaya gücü yetmeyen kişilerin alışveriş yapabilmesine imkân sağlamıştır. İkinci el elbise satışı ve takas yoluyla gerçekleştirilen ikinci el eşya tüketimi böylelikle hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.

İkinci El Eşya Tüketimi Nasıl Başlamıştır?

Makalemizin başında da belirttiğimiz gibi, eski zamanlarda ünlü tasarımcıların yurt dışındaki modellerini elde edebilmek oldukça emek gerektiriyordu. Sırf alışveriş yapabilmek için, hanımlarımız çoğu zaman yurt dışı seyahatlerine çıkmak zorunda kalıyorlardı. Bilgisayarda online satışların başlamışıyla birlikte, bu konuda oldukça büyük bir kolaylık sağlandı. İnsanlar, evlerinde oturdukları yerlerde, istedikleri ve beğendikleri modelleri kolayca alabilmeye başladılar.

Alışverişteki bu rahatlık, zaman içinde hanımlarımızın gereğinden fazla alışveriş yapmalarına neden olmaya başladı. Bunun sonucu olarak ise, dolaplarda atıl elbiseler giderek birikti.

Bazı moda bloggerları, bu durumu değerlendirerek, çeşitli yollarla bu kıyafetlerin hayata geçirilmesini sağlamak isteyen hanımlarımızın eşyaları için aracılık etmeye başladılar. Satış ve takas yoluyla gerçekleştirilebilen ikinci el eşya tüketimi böylelikle yaygınlaştı.

Sitelerinde, karşılıklı alışveriş yapan kişilerin tanışıp, takas ve alışveriş yapmasını sağlayan bloggerlar sayesinde, birçok kişi çanta, ayakkabı, elbise gibi pek çok ürüne uygun imkânlarla ulaşabilme imkânı buldular.

Bu konuya ilgi gösteren bir diğer kişiler ise, vintage moda tutkunları diyebiliriz. Eski dönem kıyafet, aksesuar ve parçalarının da, bu liste içinde yer alması, vintage severlerin ikinci el eşya tüketim rüzgârına dâhil olmasına neden oldu. Bu şekilde hem tasarruf edip, hem de istedikleri ürünlere ucuza kavuşabilen hanımlarımız, durumdan oldukça memnun kalabiliyorlar.

 

 

 

MAKYAJ ÇANTASI

Bir kadının olmazsa olmazıdır makyaj çantası  ne zaman ne olacağını bilemeyiz mesela iştesiniz bir mesaj geldi akşam yemeğe çıkmanız gerekti bu gibi durumlarda makyaj çantası hayat kurtarıcıdır. Makyaj çantası içinde pek çok ürün taşırız neredeyse ve her kadının çantasında mutlaka bulabilirsiniz. Makyaj çantalarınızın içinde temel ihtiyaçlardan yanı sıra alternatif ürünlerde bulunmaktadır. Peki makyaj çantalarının içinde neler olmalıdır?

  • Kapatıcı makyaj malzemelerinin olmazsa olmazıdır. Kapatıcı sayesinde istenmeyen görüntüleri anında kapatabilirsiniz o yüzden makyaj çantasından çıkarmayacağınız en önemli malzemedir. Kapatıcıyla mucizevi bir görünüm elde edebilirsiniz.
  • Kirpiklerimizin dostudur rimeller çünkü uzun ve kıvrımlı kirpikler herkezin hayalidir makyaj çantasında da yeri mutlaka olmalıdır.
  • Fondötenle de büyük işler başarabilirsiniz anında çıkan sivilceleri kapatmakta büyük etsisi vardır.
  • Yüzü renklendiren allıklarıda unutmamamız gerekir tek başına anında görünümüzü değiştirebilir.
  • Makyajınızı tamamlayan en önemli diğer bir malzemede rujdur. Dudakları belli etmek için vazgeçilmezdir bu yüzden makyaj çantanızda çoktan yeri almış olmalıdır.
  • Unutmadan göz kaleminizide koymayı ihmal etmeyelim göz kalemlerinizle bakışlarınıza derinlik kazandırabilirsiniz.
  • Gözlerinizi belirginleştiren göz farı göz bölgenize ışıltı kazandırabilir

MAKYAJ ÇANTASINDA DİĞER BULUNMASI GEREKENLER

Küçük ayna ve cımbızda çantanızda bulunması gerekmektedir küçük bir ayna sayesinde istediğiniz yerde makyaj yapabilirsiniz. Bakımına çok dikkat etseniz de küçük tüyler görünümünüze hoş bir görüntü katmaz bu yüzden cımbız sayesinde tüylerden kökten kurtulabilirsiniz. Pamuk ve kreminizede yer vermelisiniz makyajınız bozuldu veya değiştirmek istiyorsunuz pamuk ve krem anında makyajınızı temizleyebilir.

MAKYAJ ÇANTASI NASIL TEMİZLENİR

Makyaj çantamızda fazla olan ürünlerinizi çıkarmanız gerekir. Makyaj çantanızda ezilmiş ve akmış ürünlere yer vermeyin parlatıcılar her yere bulaştığı için koruyucu kılıfa koymanız çantanızın kirlenmemesini önler  hafta da bir kere makinaya atıp yıkayabilirsiniz.

MAKYAJ ÇANTASI ÇEŞİTLERİ

Makyaj çantanız gideceğiniz yere göre farklılık gösterir günlük çantanızda kullanacağınız makyaj çantanızda her birinden bir tane olması yeterlidir. Fakat seyahat çantanızda kullanacağınız makyaj çantanızda daha fazla her aldığınız kıyafete uygun makyaj malzemeleri koyabilirsiniz. Bunların yanı sıra bir de profesyonel makyaj çantası vardır. Profesyonel makyaj çanası oldukça büyük ve çeşit çeşit malzemelerin bulunduğu makyaj çantasıdır. Valize benzeyen bir görünümü vardır.

Kombin Trendinde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Modacıların uzun süredir kullanmadıkları bir stil son günlerde tekrar çıkış yakalamayı başarabildi. Uyumlu kombin stilleri adı verilen ve belli başlı kurallara dikkat edilmediği takdirde başarısızlıkla sonuçlanabilecek bu moda akımının başlıca amacı; uyumlu parçaları bir araya getirmektir.

Bu sezon ünlü markaların koleksiyonlarında sıklıkla yer vermeye başlamasıyla birlikte, modanın yükselen trendi arasına girmeyi tekrar başarabilen stil, şimdilerde sokak modasında da görülüyor.

Özellikle Gucci, Ralph Lauren defilelerinde dikkat çeken akımı uygularken nelere dikkat etmemiz gerekiyor, birlikte inceleyelim.

Kombin Trendinde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

1-Kombinasyonda sınırları koruyun; uyumlu kombin stilinin ilk ve en önemli kuralı, kombin yaparken sınırlara uymaktır. Örneğin, etek ve bluzunuz birbirine uyumlu olarak tercih edildiyse, kullanılan üçüncü parça mutlaka farklı olmalıdır. Yani sınırınız, 2 parçadır.

2-Dengeyi korumayı unutmayın; Kıyafetlerde denge faktörünü koruyabilmenin en pratik yolu, natürel renklerden yardım almaktır. Baştan aşağı canlı renk veya desenli giysiler abartılı, göz yoran bir görünüm oluşturacaktır. Kombin trendinde ise, denge faktörü oldukça önemlidir. Örneğin, örgü detaylı elbiseler bu kombinlerde kullanılmaması gereken giyimler arasındadır.

3-Kıyafetinizi sade aksesuarla tamamlayın; Söz konusu stil göz dolduran, iddialı bir kombin olması dolayısıyla, aksesuarların abartılı seçilmesi yanlış olacaktır. Dikkatlerin giyime odaklanması amaçlanarak, sade aksesuar seçimleri yapılmalıdır. Bu konuya dikkat edilmediği takdirde, kombin boğucu bir havaya bürünür.

4-Zıt renklerde ojeleri tercih edin; Uyumlu giyim trendinin stil kuralı olarak altı çizilen bir diğer husus ise, oje, ruj, ayakkabı gibi detaylarda kullanılan renklerin, kıyafete zıt olarak tercih edilme zorunluluğudur. Seçtiğiniz oje ve rujunuz, kıyafetinizle bütünlük oluşturuyor gibi görünse de yapılan bir stil hatasıdır, stile aykırı hareket edilmiş olunacaktır.

5,Seçilen desenlerin uyumlu giyimde önemi; Bu stili kullanmayı tercih eden kişinin, vücut yapısını tanımadan yanlış tercihte bir desenle uygulayacağı kombin, kötü sonuçlar doğurabilir. Kıyafet bütünlük açısından, mükemmel bir görüntü çizse de iri desenli kıyafetler, göğüs ve kalça bölgelerinizi olduğundan iri gösterebilecektir. Bunun yerine küçük desenli giyim parçaları kullanmak, size daha fit bir görünüm kazandırabilir.

ABİYE TESETTÜR

Tesettür, kadınların İslam dininin uygun gördüğü şekilde giyinmesine verilen addır. Abiyeler tesettür giyimin vazgeçilmez parçalarındandır. Zira, abiye tesettür kıyafetleri muhafazakar giyimi tercih eden kadınların özel hayatında ve iş hayatında şık ve zarif görünmelerini sağlar.

Tasarımları açısından özellikle özel günlere hitap eden abiye tesettür kıyafetleri oldukça çeşitlidir. Günümüzde, kadınların inanç çerçevesinin gerektirdiği şekilde, kendi zevklerine ve tarzlarına hitap eden abiye elbiseleri bulmaları oldukça kolaydır. Zira her renkte, her bedende ve kumaşta abiye tesettür elbiseleri mevcuttur.

ABİYE TESETTÜR ELBİSELERİ NASIL OLMALIDIR?

Abiye tesettür elbiseleri, İslam dinine mensup ve muhafazakar giyimi tercih eden kadınlar için üretildiğinden dolayı ilk olarak İslam dininin tesettür çerçevesine uymalıdır. İslam dini, kadınlar için tesettürü baştan ayak bileklerine kadar vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde örtünmek olarak tanımlamıştır. Bu durum tesettür giyim alanının genel olarak dikkat etmesi ve üzerine çalışması gereken bir konudur.

Abiye tesettür kıyafetleri genellikle bu ölçülere uygun olarak hazırlanmaktadır. Abiye tesettür kıyafetlerinde herhangi bir dekolte, oyuk, yırtmaç vs. bulunmamaktadır. Zira bunlar tesettür giyim açısından yanlış modellerdir. Abiye tesettür elbiseleri, pantolon-ceket, ayak bileklerine kadar uzun elbise, tunik-pantolon şeklinde çeşitlilik gösterebilmektedir.

Aynı zamanda, her modelde renk ve kumaş olarak çeşitlilik mevcuttur. Tesettür giyim elbiseleri arasında hem genç giyim olarak hem de yetişkin giyim olarak birçok kıyafet bulmak mümkündür.

ABİYE TESETTÜR MODELLERİ NELERDİR?

Tesettür abiye giyim elbiselerin kesimlerinde en çok rastlanan modeller çan eteğe sahip ve boru elbise olarak adlandırılan modellerdir. Çan etekli modeller genellikle kadınların bel kısmında daralırken, boru kesim elbiseler bol bir şekilde aşağıya doğru inmektedir.

Etek boyları kadınların tercihine bırakılmakta ve ister yere kadar uzun ister ayak bileklerinde biten elbiseler muhafazakar giyimi tercih eden kadınlar tarafından kolayca bulunmaktadır. Tesettür giyim elbiselerinin yaka modelleri ise aynı normal giyimde olduğu gibi bisiklet yaka, gömlek yaka ya da boğazlı yaka olarak çeşitlilik göstermektedir.

Abiye tesettür giyimde dantel ve işlemeler oldukça yaygındır. Dantel ve taş işlemeleri genellikle tesettürlü kadınların vücut hatlarını belli etmek istemedikleri bölgelerde ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Bu sayede tesettürlü kadınlar hem dinin gerektirdiği ölçüleri çiğnememiş olup, hem de şık, özenli ve zarif görünmektedirler.

Abiye Kıyafetlerinizde Aksesuar Seçimi Nasıl Yapılmalıdır?

Yaz sezonunuza girdiğimiz şu günlerde, katılmamız gereken düğün organizasyonları ve davetlerinin de sayısı bir hayli artmaya başladı. Hanımlarımız, her ne kadar böyle davetler için alışverişlerini son ana bırakmayı tercih etseler bile, biz onlara ani katılmaları gerekebilecek organizasyonlara tedbir amaçlı, dolaplarında 1-2 abiye elbise bulundurmalarını tavsiye ediyoruz.

Abiye kıyafetler, bir hanımın şık görünebilmesi için tek başlarına yeterli olmaz. Kıyafetlerini bütünleyen çanta, ayakkabı ve takılar, her biri geceye hazırlık aşamasının vazgeçilmez parçaları arasında bulunmaktadır. Bu sebeple de, kıyafetinize uygun çanta, ayakkabı ve aksesuar seçeneklerinin elinizin altında olması, size böyle zamanlar için büyük kolaylık sağlayacaktır.

Abiye Kıyafetlerinizde Aksesuar Seçimi Nasıl Yapılmalıdır?

Kemerler, abiye kıyafetlerin vazgeçilmez aksesuarları arasında bulunmaktadır. Kullanılan kemerin, kıyafete ve hatta kullanılan aksesuarlara uyumlu olması, kıyafetin bütünlüğünü korumak açısından oldukça önemlidir.

Kemerin seçiminde 2 adıma dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi; kemerin kaliteli olmasıdır. Taşlı detaylı kemerler, abiye kıyafetlerinize daha uyum sağlayacaktır. İkinci önemli adım ise; kemerin kıyafete tam uyum göstermesidir.

Katılmanız gereken bir baloysa ve kabarık elbise tercihi yaptıysanız, kemeriniz; elbise kumaşınızın dokusuna ve rengine uyum sağlamalıdır. Aksi takdirde, elbiseniz özel tasarım bile olsa, özelliğini yitirecektir.

Abiye Kıyafetlerde Takının Yeri ve Önemi

Abiye bir kıyafette, kullanılan aksesuar ve takıların yeri, en az kemer detayı kadar önem arz etmektedir. Uyumsuz kullanılan bir aksesuar, göz yoracağı için, elbisenin bütün havasını öldürebilir ve bu durum hayal kırıklığı yaratabilir.

Örnek olarak; kırmızı bir abiye kıyafete en uyum sağlayacak aksesuar; pırlanta veya yakut taşlı aksesuarlardır.

Aksesuara karar verilirken, elbisenin rengi ve dokusu dikkate alınmalıdır. Bir takının maddi değeri, sizin gecenin güzellerinden olmanızı sağlamaz. Kullanacağınız aksesuar imitasyon dahi olsa, şıklığı tutturduğunuz takdirde, gecenin en şık kadını olmanız gayet mümkündür.

Kıyafetle kullanılan takı; evinizde bulunan dekorasyon gibidir. Bir evde kullanılan eşyalar ne kadar kaliteli olursa olsun, zevksiz yapılan bir dekorasyon tüm görüntüyü bozabilmektedir. Aynı mantıkla, sizin büyük paralar ödeyerek aldığınız şık kıyafetiniz, yanlış aksesuarlarla oldukça rüküş görünmenize neden olabilir.

 

MAKYAJ NEDİR?

Makyaj, kadınlara göre gizlemek istedikleri kusurlarının kapatılmasını sağlayan malzemelerden ibarettir

Makyaj doğru yapıldığında yüz hatlarını ortaya çıkararak güzel görünümünü sağlamaktadır. Fakat bunun tam tersi olduğunda yani kötü ve bilinçsiz yapıldığında maalesef felakete dönüştürme etkisi de olabilmektedir. Günümüzde makyajı sadece kadınlar değil erkeklerde bakımlı olabilmek için yapmaktadır. Bunun yanı sıra tiyatro, sinema gibi sahnelere çıkacak kişilerin de sahneden önce makyaj yaptıkları doğrudur. Sanatçıların kullandıkları makyaj sadece güzel görünmek için değil rollerine bürünmelerini sağlayacak unsurları ortaya çıkaran işlem olarak da bilinmektedir.

Makyaj Milattan öncelere kadar dayanmakta, Mısırlıların gözlerine sürme çekmeleriyle ortaya çıktığı söylenmektedir. M.Ö 5000 yılında saçlarını nişastayla renklendirdikleri meyvelerden yaptıkları boyalardan yüz, göz, dudak, boyun ve dekolte bölgelerini renklendirdiklerini biliyor muydunuz?  17. Yüzyıldan sonra ilk makyaj tiyatro sayesinde ışığın bulunması ve sahnede oyuncuların yüzlerine ışığın yansımasıyla gelişmiştir 18.

Yüzyılda da herkesin yapmasıyla yayılıp günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde ” KOZMETİK SANAYİ ” adında sanayi dalının açılmasına önemli katkıda bulunmuştur. Makyaj aslında kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Örneğin; esmer bir bayanın sürdüğü fondötenle beyaz tenli bir bayanın sürdüğü aynı olmamalıdır. Her gün gece uyumadan önce yaptığınız makyajı makyaj temizleme suyuyla silmeniz ileride yorgun, sivilceli ve sağlıksız yüze sahip olmamanız için önemlidir.

DOGRU MAKYAJ NASIL YAPILMALI

MAKYAJA HAZIRLANMA EVRESİ;

Cildinizi makyaja hazırladığınız evredir. Makyaja başlamadan önce yüzünüzü cildinize uygun süreceğiniz tonik, makyajınızın yüzünüzde daha güzel durmasını sağlayacaktır makyaj kalıntılı bir cilde veya tozlardan hava kirliliğinden gözeneklerinizin tıkandığı bir cilde uygulamanız güzel görünüm değil hatta daha kötü görünüm sağlayacaktır. Bunun için makyajdan önce yüzünüzü temizlemeniz önemlidir. Yüzünüzün temizlendiğinden emin olduktan sonra yaz kış kullanabileceğiniz güneş koruyucu kreminizi yüzünüze uygulayarak makyaja hazırlanma evresini bitirmiş olacaksınız.

FONDÖTEN;

Güzel ve sağlıklı bir görünüm için fondöteninizi nemlendirdiğiniz yüzünüze sünger yardımıyla sürmelisiniz tabi ki fondöten alırken kendi ten renginize uygun olacak şekilde seçmeniz ve çok ince bir tabaka halinde sürmeniz gerekecektir. Doğru bir fondöten uygulaması yapmak için gece makyajınızı bol aydınlatılmış, gündüz makyajınızı ise ışığı olan ortamda yapmalısınız.

PUDRA;

Fondöten uygulamanızdan sonra yapacağınız diğer uygulamada pudradır. Güzel görünmesi için şeffaf ve ince şekilde büyük pudra fırçasıyla uygulamanız yeterli olacaktır. Pudra yüzünüzü sabitlemek amacıyla kullanılmaktadır.

MASKARA;

Gözünüzü daha çekici ve büyük göstermek istiyorsanız siyah maskara tercihiniz olmalıdır. Kirpiklerinizin daha uzun olması için maskaranızdan önce pudra sürmeniz yeterli olacaktır. Maskaranızı kirpiğinizin üstünden yukarı doğru kıvrık bir şekilde sürmeniz gerekir.

ALLIK;

Allık makyaj malzemeleri arasında asla vazgeçilmeyendir. Yumuşak ve uzun tüylü fırça ile kullanmanız ve sık sık temizlemeniz gerekmektedir. Allığınızı pembemsi ve şeftali tonlarında seçmeniz hem doğal hem de güzel görünmenizi sağlayacaktır. Üstelik her ten rengine de uyumludur.

FAR;

Farınızı göz renginizle aynı sürmeniz yanlış bir uygulama olacaktır. Yazın yaz tonlarında kışın ise kış renklerine uygun sürmeniz daha güzel göz makyajınıza yardımcı olacaktır.

RUJ;

Eğer ince dudaklara sahipseniz dudağınızın çevresine kemik rengiyle ince çizgi çekerek daha dolgun gözükmesini sağlayabilirsiniz. Makyajınıza uygun istediğiniz renk ruj kullanarak makyajınızı sonlandırabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Makyaj Malzemeleri

Güzel görünmek için makyaj yapmak, makyaj yapmak için de makyaj malzemelerine ihtiyaç vardır. Her kadının çantasında mutlaka makyaj için çeşitli ürünlerin bulunması gereklidir. İyi bir makyajdan söz edebilmek için kaliteli makyaj malzemelerinin kullanılması gerekir. Makyaj malzemelerinden bahsedecek olursak;

Makyaj Bazı

makyaj yapmadan önce cildi makyaja hazırlamak amacıyla makyaj bazı kullanılır. Makyaj bazı ciltteki makyajı uzun süre taze tutar. Sürekli makyaj tazeleyecek durumda değilseniz makyaj bazı kullanmanız makyajınızı ilk yaptığınız andaki gibi taze tutar.

Fondöten

makyaj malzemeleri arasında en çok bilinen ve en çok kullanılan ürünlerden biri fondötendir. Ciltteki lekeleri, sivilceleri, siyah noktaları kapatmak, cilt tonunu eşitlemek, cildi pürüzsüz göstermek için kullanılmaktadır. Hiç makyajdan anlamayan birçok insan bile sıklıkla kullanır.

Kapatıcı

göz altındaki morlukları ve koyu halkaları kapatmak amacıyla kapatıcılar sıklıkla kullanılmaktadır. Ayrıca makyaj yapmak istemediğiniz durumlarda da sadece cildinizdeki ufak tefek lekeleri kapatmak amacıyla kapatıcı kullanabilirsiniz.

Pudra

farklı çeşitlerde bulunan pudralar farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Renkli pudralar genellikle makyajı sabitlemek için, renksiz pudralar ise fondöten yerine kullanılmaktadır.

Aydınlatıcı

özellikle son 3 yıldır kozmetik dünyasında isminden sıklıkla bahsedilen aydınlatıcı, uygulandığı bölgeyi ön plana çıkartmak, ışıl ışıl göstermek amacıyla kullanılmaktadır.

Kontür pudrası

popüler olarak kullanılan bir diğer makyaj malzemesi ise kontür pudrasıdır. Genellikle aydınlatıcılar ile birlikte kullanılan kontür pudrası, aydınlatıcıların tersine uygulanan bölgeyi gizlemek ya da daha ince göstermek amacıyla kullanılmaktadır.

Allık

en eski makyaj malzemeleri arasında yer alan allık yüzü olduğundan canlı ve sağlıklı göstermek amacıyla kullanılmaktadır.

Far Bazı: göz makyajı yapmadan önce far bazı kullanmak makyajı gözde daha uzun süre tutar ve akmasını engeller.

 Far:  farklı farklı renklerde bulunan farlar göze daha farklı bir hava katar. Makyajı en çok değiştiren adımlardan biridir.

Göz Kalemi: renklerine göre farklı işlevlerde kullanılan göz kalemleri gözün içine ya da üstüne sürülür.  Genellikle daha çok siyah göz kalemi tercih edilmektedir. Siyah kalem gözleri daha küçük gösterirken açık renk göz kalemleri gözleri daha büyük gösterir.

Eyeliner:  eyeliner özel gün makyajlarının vazgeçilmezidir. Kalem mantığıyla göz kapağına düz bir şekilde çekilen eyeliner, kuyruklu, kuyruksuz, yarım, tam gibi çeşitlerle kullanılmaktadır.

Rimel:  göz makyajının asıl havası olan makyaj malzemesi rimeldir. Kirpikleri uzun, dolgun ve siyah göstermek amacıyla kullanılan rimel göz makyajının son dokunuşudur. Makyajda rimel kullanılmadığı zaman hep bir eksiklik var gibi hissedilir.

Kaş Kalemi: seyrek kaşların arasını doldurmak, kaşları daha dolgun göstermek, belirginleştirmek amacıyla kaş kalemi kullanılmaktadır. Ayrıca kaşlara şekil vermek ya da kaş rengini değiştirmek amacıyla da kullanılmaktadır.

Kaş Mascarası: gün içerisinde şeklini kaybeden ve dağınık görünen kaşların önüne geçmek amacıyla şeffaf sabitleyici olarak adlandırılan kaş mascaraları kullanılmaktadır.

Lip Balım: hava koşulları ya da vücut yapısına bağlı olarak kuruyan ve kabuk atan dudakları beslemek ve makyajdan önce rujun daha pürüzsüz görünmesi amacıyla kullanılmaktadır.

Dudak Kalemi: rujun dağılmasını engellemek, dudakları kalın göstermek ya da dudak şeklinde yamuk olan kısımları düzeltmek amacıyla dudak kalemi kullanılmaktadır.  Yumuşak yapılı dudak kalemleri ruj niyetine de kullanılabilir. Rujunuza uygun renkte dudak kalemi seçmeye özen gösterin.

Ruj:  makyajın önemli adımlardan biri olan ruj dudakları belirginleştirmek ve güzel görünmek amacıyla kullanılmaktadır. Ruj tek başına bile yüze renk katar. Farklı renklerde birçok ruj seçeneği mevcuttur.

Lipgloss: lipgloss saydam ve parlak olan likit rujlardır. Doğru bir makyaj ile farklı bir hava kazanmanıza yardımcı olur.

 

 

Eğitim Gelişiminde Hem Bütünleme Hem Ayırma Vardır

Çocuk İlk yaşlarında, kendine yapılan etkilere karşı bütün vücuduyla tepki yapar. Örneğin, çocuk, önünde duran oyuncağa uzanmak istediği zaman yalnız kolunu uzatmaz, bütün vücuduyla birlikte hareket ederek ona ulaşmaya çalışır. Oyuncağı tutmak için yalnız parmaklarını değil kolunu ve omuzunu hareket ettirir.

Yeni doğan bir çocuğun ağlaması ile neyi istediğini anlamak mümkün olamaz. Yaşı ilerledikçe acıktığı için mi veya başka bir maksat için mi ağladığını anlamak mümkün olur. Çocuk başlangıçta her erkek için “baba” kelimesini kullanır, fakat daha sonra bu kelimeyi yalnız babası için kullanmaya başlar.

İleri yaşlarda da yine herhangi bir beceriyi öğrenenlerin gereken organlarından başka diğer organlarını da kullandıkları görülür. Örneğin üç tekerlekli bisiklete binmeyi öğrenmeye başlayan bir çocuğun hemen bütün vücudunu hareket ettirmeye başladığı görülür. Otomobil sürmeyi öğrenmeye başlayan bir kimsede de gereksiz vücut hareketleri daha çoktur, usta bir sürücünün ise hareketleri daha belirli ve ekonomiktir.

Böylece öğrenciler birçok becerileri öğrenmede toptan hareketlerden özgül hareketlere doğru gidiş gösterirler.

Birçok konuların öğretilmesinde de bunun aksi olur. İlkin özgül hareketlerin yapıldığı sonra bunların bütünlendiği görülür. Özellikle ileri yaşlarda, soyut kavramların öğrenilmesinde ilkin bu kavramlara ulaştıracak somut kavramların öğrenilmesi, sonra bunların birleştirilerek bütünlenmesi gerekir. Örneğin matematiksel kavramların çoğu küçük küçük kavramların birleştirilmesi ile mümkün olur. Saymadan başlayarak toplama, çıkarma, çarpma, bölmeye geçilerek çocuğa matematiksel kavramlar verilir. Böylece gelişim ayırmayı ve bütünlemeyi içine alan bir süreç olarak görülür.

Gelişimde Geniş Bireysel Farklılıklar Vardır

Her insanın kendisine özgü bir gelişim biçimi vardır. Başka bir deyişle gelişim bireyseldir. Beden, zihin, sosyal, duygu ve kişilik gibi gelişimlerinde, bir insanın diğer insandan farklı olduğunu ilerideki ünitelerimizde daha açık olarak göreceğiz. Bu yüzden bireysel farklılık eğitimcinin üzerinde dikkatle eğileceği bir konudur.

Yapılan denemeler aynı zekâ bölümüne sahip iki öğrencinin bile birbirinden farklı olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, aynı zekâ bölümüne sahip iki öğrencinin, okuma yeteneği, 6 yaşından 12 yaşına kadar izlenmiştir. Uygulanan testler sonunda bu iki öğrencinin aynı takvim yaşlarında birbirlerinden farklı okuma yaşına ulaştığı görülmüştür. Birinci öğrenci başlangıçta okumada çok hızlı bir gelişme göstermiştir.

Fakat 9-11 yaş arasında bazen ilerleme, bazen gerileme göstererek yerinde saymış, 11 yaşından sonra yeniden hızlanmıştır, ikinci öğrenci ise 6-9 yaş arasında belirgin bir ilerleme gösterememiş, 9 yaşından sonra ise okumada çok hızlı bir gelişim göstererek 11 yaşına varınca birinci öğrenciye yetişerek onu geçmiştir. Aynı denemenin uygulandığı 56 öğrencinin de, hemen hiç birinin, okuma gelişiminde izledikleri yol bakımından, birbirine benzemedikleri görülmüştür.

8, 12, 17 yaşlarında bulunan 167 kızın zekâ yaşları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, 8 takvim yaşında olanların 2-14 zekâ yaşı arasında; 12 takvim yaşında olanların 8-19 zekâ yaşı arasında; 16 takvim yaşında olanların ise 11-22 zekâ yaşı arasında dağıldıkları görülmüştür.

Diğer bir araştırmaya gör? Küçük yaşlarda, aynı takvim yaşında olanlar arsındaki zekâ yaşı farklılığı, takvim yaşı ilerledikçe daha da artmaktadır. 4 takvim yaşında olanlar arasındaki farklılık 5 zekâ yaşı genişliğinde olduğu halde, 12 takvim yaşında olanların arasındaki farklılık 10 zekâ yaşı kadar olmaktadır.

Böylece öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre gerekli eğitimsel tedbirlerin alınması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Belli bir seviyede yaptığımız dondurulmuş bir öğretim şüphesiz ki sınıfımızdaki öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun olamaz. Aynı öğrenim etkinlikleri aynı konular, aynı öğretim metotları bir sınıftaki öğrencilerde aynı tepkiyi veya aynı başarıyı yaratmaya muktedir değildir.

Öğrencileri takvim yaşına, zekâ yaşına veya diğer sahip olduğu gelişim yaşlarından birine göre bir sınıfa koymak ve onlara aynı öğrenim yaşantılarını, aynı eğitim metotlarını uygulamak da mümkün değildir. Diğer yandan öğrencileri tek tek gösterdikleri gelişim özelliğine göre de eğitmek, yani bireysel öğretim yapmak da eğitim sistemimiz içinde imkânsızdır.

O halde, iyi bir eğitim için sınıfta uygulanabilecek en pratik yol şudur: İşlenecek herhangi bir konu için öğrencileri seviye gruplarına ayırmak, Öğrencilerin bireysel farklılıklarına cevap verecek değişik seviyede değişik öğrenim yaşantıları hazırlayarak bunları değişik metotlarla uygulamak gerekecektir.

Eğitimin Seviyesi Gelişimin Seviyesine Uygun Olmalıdır

Okul programına göre çocuğa öğretilecek bilgi, beceri ve tavırların gerektirdiği gelişim seviyesinin çocuk tarafından kazanılmış olması şarttır. Çocuğun öğrenmemeye hazır bulunmaması halinde yapılacak öğretim çabaları olumlu neticeler vermemektedir.

Özdeş ikizler üzerinde yapılan araştırmalar, öğrencilerin yeter olgunluğa erişmeden önce, belli bazı konularda onları eğitmeye çalışmanın gereksizliğini ortaya koymuştur. Örneğin yaşı kırk altı hafta olan iki özdeş ikizlerden birincisine altı hafta süreyle merdivene tırmanma temrinleri yaptırılmıştır. Altıncı haftanın sonunda birinci ikiz merdiveni 26 saniyede tırmanmıştır.

Diğer ikize bu süre içinde hiç merdiven tırmanma temrini yaptırılmamıştır. Ama bu ikinci ikizin, yaşı elli üçüncü haftayı tamamlayınca, hiç merdiven tırmanma temrini yapmadığı halde, merdiveni yardımsız olarak 45 saniyede tırmandığı görülmüştür.

Bu ikinci ikize iki hafta süreyle merdiven tırmanma temrini yaptırılınca öbür kardeşinden daha hızlı olarak 10 saniyede merdivene tırmanmıştır. Böylece özdeş ikizlerin yaşı elli beşinci haftaya ulaştığı zaman, daha önceden temrin yaptırılan birinci ikize bakarak daha önce hiç temrin yaptırılmayan ikinci ikizin merdiven tırmanmayı daha iyi bir şekilde öğrendiği görülmüştür.

Gerekli olgunluk seviyesine ulaşmadan çocuğa daha erken yapılacak öğretimin yararlı olmamasına karşı, acaba, gerekli olgunluk seviyesini geçtikten sonra çocuğa yapılacak öğretimin daha yararlı olması mümkün müdür? Bu konuda yapılan araştırmalar da, yeterli olgunluk çağını geçiren çocukların gerekli bilgi, beceri ve tavırları daha iyi öğrenemediklerini göstermiştir.

O halde herhangi bir konuda yapılacak öğretim, ancak çocukların elverişli olgunluk seviyesine ulaştığı ve öğrenmeye hazır bulundukları zaman yapılmalıdır. Ancak bu kural bizi yanlış bir kanıya götürmemelidir. Bazı alanlarda ( örneğin karakter, beslenme, boş zamanları kullanma eğitimi gibi ) eğitim küçük yaşlardan başlar. Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak kullanılacak metotlarla, onun küçük yaşlardan itibaren bu çeşit alanlarda eğitilmesi gerekir, aksi takdirde ileri yaşlarda eğitimde gecikilmiş olunur.

Gelişim Derece Derece ve Devamlı Olan Bir Süreçtir

Çocukların gelişimini ölçmek için kullanılan testlerin sonuçlarına göre gelişim devamlılık göstermekte fakat bu devamlılığın içinde de dalgalanmalar bulunmaktadır. Böylece insanın gelişiminin, durma veya kesiklik göstermeden, devamlı bir akış içinde olduğunu anlamaktayız. Ancak, gelişimdeki devamlılık da hep aynı hızda olmamaktadır.

Gelişim daima ileriye doğru fakat bazen hızlı, bazen yavaş devam etmektedir. Bu yüzden gelişimi, bazı çağlara ayırmak mümkün olabilmektedir. Bu çağlara ayırış, gelişimi incelememizi ve bu çağların genel özelliklerine göre eğitim işlerimizi düzenleyebilmemizi kolaylaştırmaktadır.

Eğitim sisteminin anaokulu, ilkokul, ortaokul ve yukarısı gibi kademelere bölünmesinin dayanağı öğrencilerin bu okul dönemlerine rastlayan yaşlarla gelişim çağları arasında bir paralellik olmasıdır. Dolayısıyla çağların genel gelişim özelliklerine dayanarak bir okuldaki öğrencilerin gelişimi hakkında genel tahminlerde bulunabilmekteyiz.

Çok sayıda insanın gelişimini incelediğimiz zaman gelişim devrelerini kolaylıkla ortaya çıkarabilmekteyiz, Ancak her insanın gelişimini ayrı ayrı incelediğimiz zaman, farklı gelişim özellikleri gösterdiğini görmekteyiz. Böylece her öğrencimizin gelişimini ayrı ayrı tanımanın önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Bir insanın gelişimi hem başkalarından farklı olmakta hem de insanın kendi özelliklerinin gelişimi kendi içinde farklılık göstermektedir. Örneğin bir çocuk yürümeye, konuşmaya başlamada, belli bazı kavramları edinmede boy ve ağırlıkta yaşıtlarından önde veya geride bulunabilmekte; diğer yandan ağırlık, boy, zihin gücü, diş çıkarma, kuvvet gibi özelliklerinde de değişik gelişim seviyesinde bulunabilmektedir.

Bir insanın sahip olduğu özellikler birbirinin ardı sıra gelişmezler. Başka bir deyişle insan bir alanda gelişimini tamamladıktan sonra diğer bir alanda gelişmeye başlamaz.

Kısaca bir insanın kişilik özellikleri değişik hızda, bir bütünlük içinde bir arada, derece derece ve devamlı olan bir gelişim içinde bulunurlar.

Gelişimin Hızlı Olduğu İlk Yaşların Eğitimdeki Önemi Büyüktür

Çocuk doğumdan sonra bütün alanlarda hızlı bir gelişim içindedir. Beden gelişimi 4 yaşına kadar çok hızlıdır. 12-14 yaş arasında beden gelişiminde tekrar görülen bir hızlanma ilk yaşlarınki kadar değildir. Duyu organları üç yaşına kadar, oldukça iyi bir şekilde görevlerini yapacak duruma gelir. Sinir sistemindeki gelişmede ise çocuğun, yetişkinlik çağında ulaşacağı seviyenin yüzde doksanını, altı yaşına kadar tamamladığı görülür. İki yaşına kadar zekâ gelişiminin seviyesi

Hakkında yeterli bilgiye sahip olmamamıza rağmen iki yaşından sonraki hızlı gelişime bakarak zekânın da ilk iki yılda hızla geliştiğini tahmin etmekteyiz.

İlk çağlardaki bu hızlı gelişimde öğrenmenin payı çok büyüktür. Çünkü çocuk bu çağda hızlı bir öğrenme içindedir. Kendi çevresini tanımak için yaptığı çabalar ona pek çok şeyler öğretmektedir. Okul çağına kadar, birçok kişilik özellikleri çocukta yerleşmeye ve kökleşmeye başlar. Bunların etkileri okulda ve okuldan sonraki çağlarda da görülür.

Bu yüzden çocuğun kişiliğini tanımaya çalışırken 1-6 yaş arasındaki gösterdiği gelişim özelliklerinin ve çevre değişkenlerinin çok iyi incelenmesi gerektir. Çocuk, bu yaşlarda edindiği yaşantılarla birlikte sınıfına gelir. Çocuğu bu yaşantılarının etkilerinden kurtarmak mümkün değildir.

Öğrencinin okulda öğrendikleri ile daha önceki yaşantılarının arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bu yüzden öğrencinin bu yaşantılarını tanımadan, onda istenen davranış değişikliğini meydana getirmek çok güçleşir. İlkokulun son sınıflarında ve daha ileriki okullarda, okul öncesi edinilen yaşantıların etkisi daha da artmaktadır. Dolayısıyla bu etkiler yetişkinlik çağında da kendini göstermektedir.

Gelişim Hızındaki Kişiye Göre Sabit Kalmaktadır

Her insan, gelişiminde, yavaşlama ve hızlanma olmasına rağmen kendine göre genel bir gelişim biçimi göstermektedir. Çocuk, ilk yaşlarındaki bireysel farklılığını, ileriki yaşlarında da devam ettirmektedir. ilk yaşlarda boyca kısa olan çocuk, yetişkinlik çağında da boyca kısa olmakta; ilk yaşlarda zeka yönünden geri olan ileriki yaşlarda da aynı geriliğini korumakta; zeki öğrenciler ileri yaşlarında da bu üstünlüklerini devam ettirmektedirler.

Eğitimde bu kuralın büyük bir önemi vardır. Bu kurala dayanarak öğrencimiz hakkında oldukça yeterli tahminlerde bulunmamız mümkün olabilmektedir. Çocuğun “Küçüklüğünde neyse büyüdüğünde de o olacağım” kestirebilmekteyiz. Ancak bu kuralın dışında kalabileceklerin de bulunacağını hatırdan çıkarmamak gerekir.

Çünkü bir yandan öğrenciyi, tam anlamıyla tanımada zorlukla karşılaşmaktayız, diğer yandan çevrenin elverişsizliği yüzünden gelişememiş öğrencilerimiz de bulunabilir. Bu yüzden olumsuz yönde verilen kararlar çocuğun gelişmesinde yıkıcı olabilir. Ancak iyi yapılmış bir tanımadan sonra, çocuğa rehberlik yapmada bu kural oldukça geçerli kararlar vermemize yardım eder.

Eğitim Yönünden Önemli Gelişim Kuralları

Herhangi bir insan, hayatının her anında, az da olsa, devamlı bir değişme içindedir. Çünkü her insan, çevresiyle devamlı etkileşim içindedir. Böylece, insanın devamlı olarak dokumakta olduğu yaşam örüntüsü hem önceki yaşantıların hem de, o anda çevresi ile kendi arasındaki etkileşimin sonucunda değişikliğe uğratılmaktadır. Bu değişmede geriye dönüş yoktur, ileriye doğru akış vardır. Böylece gelişimin sürecini daha iyi anlamak için, gelişimin devamlı değişme olduğunu ve bu değişmenin ise insanın yaşam örüntüsünde olduğunu hatırdan çıkarmamak gerektir.

Öğrencinin gelişiminin iyi bir şekilde tanınması onun nasıl bir yaşam örüntüsü içinde olduğunu başka bir deyişle nasıl bir gelişim örüntüsüne sahip olduğunu tanımakla mümkün olabilir. Her öğrencinin, kendine has bir gelişimi olmakla beraber, genellikle aynı gelişim devresinde olan öğrencilerin birbirlerine benzeyen yönlerinin oluşu bizi bazı genel kurallara götürmektedir. Böylece bu genel kurallar öğrenciyi tanıma işimizi kolaylaştırmakta ve her öğrencinin gelişiminin bireysel yönlerini tanımaya zaman ayırmamıza yardım etmektedir.

Bütün insanlar için geçerli olabilen gelişimin genel kuralları şunlardır:

Gelişim, Kalıtım ile Çevrenin Etkileşiminin Ürünüdür

Kalıtım bir insanın ana-babasından getirebildiği var kuvvetleri ifade etmektedir. Başka bir deyişle bir insan birçok yönleri ile ana babasına veya daha önceki soyuna çekmektedir. Diğer yandan insan ana-babasından getirebileceği var kuvvetlerini bir çevre içinde ve çevre ile etkileşerek geliştirebilmektedir. Böylece kalıtım ile çevrenin birbiri ile etkileşimi insanın gelişim örüntüsünü dokumaktadır.

Kalıtım (Soyaçekim) : insanı meydana getiren ilk hücre babadan gelme spermle, anadan gelme yumurtanın rahim içinde birleşmesiyle meydana gelir. Bu birleşmeye döllenme diyoruz. Döllenme sırasında sperm ve yumurtanın her birinde 23 er kromozom vardır. Döllenme meydana gelince bu 23 er kromozom çift çift birleşerek 46 kromozomluk fakat 23 çift halinde bir hücre meydana getirir.

Bu kromozomlarda binlerce gen vardır. Çift, çift bulunan kromozomların genleri de birbirlerini etkileyerek birleşirler. Bazı genler baskın (dominant) bazı genler ise çekilgen (recessif)’tir. Genlerin birleşmesi sırasında baskın genler çekilgen genlere üstün gelerek getirdiği özelliğin yeni organizmada meydana çıkmasına sebep olur. Böylece baskın gen anadan geliyorsa ananın, babadan geliyorsa babanın özelliği çocukta görülür. Örneğin çocuğun gözünün rengi, bu etkileşimin sonucunda baskın çıkan genin etkisiyle ya ananın ya babanın gözüne benzer.

Anadan-babadan gelen 23 çift kromozomun 22 çifti birbirine benzer. Yalnız bir çifti birbirinden farklıdır. Bunlara X ve Y kromozomları denir. Anadan gelen yumurtada daima X kromozomu vardır, fakat babadan gelen spermde ya X ya Y kromozomu bulunur.

Spermde X kromozomu bulunursa ananın X kromozomu ile birleşerek çocuğun kız olmasını sağlar. Ama spermde Y kromozomu bulunursa ananın X kromozomu ile birleşerek çocuğun erkek olmasını sağlar. Kalıtımda genlerin rolü çok büyüktür. Bir çocuğun ana-babasından ve soyundan getirebileceği bütün özellikler genler aracılığı ile olmaktadır.

Çevre: Her organizmanın hem bir iç çevresi hem de, organizmanın içinde yaşadığı bir dış çevresi vardır. Organizmanın iç çevresindeki hücreler, organlar devamlı bir enerji akımı içinde etkileşim halindedir.

Organizmanın dış çevresinde ise organizma ile onu çevreleyen rahim içindeki su, ısı, basınç vb. dış etkiler; doğumdan sonra yine ısı, hava, rutubet gibi etkenlerle onu çevreleyen canlı, cansız varlıklar bulunmaktadır. Böylece insan döllenmeden doğuma, doğumdan ölüme kadar bir çevre içinde yaşamak zorundadır.

Bu çevrenin insana olan etkileri ve insanın bu etkilere yaptığı tepkileri, onun soyaçekimle getirdiği var kuvvetlerinin meydana çıkmasına yardım eder. Böylece insanın gelişimi kendisi ile çevresinin etkileşimine dayanarak devam eder, gider.

Kalıtım-Çevre etkileşimi: Yeni organizmanın kromozomlarında bulunan genlerin değişik şekillerde birleşimi ile organizmanın gelişimi hem sınırlandırılmış, hem de bir yöne doğru yöneltilmiş olur. Fakat kalıtım yoluyla gelen var kuvvetlerle çevrenin kuvvetleri birbirine etkileşim yaparak gelişmeyi meydana getirir. Böylece bu iki kuvvetler sisteminin birbirini etkilemesi, insanın davranışlarının biçim kazanmasını sağlar.

Gelişimin bazı yönlerinde kalıtımın, bazı yönlerinde ise çevrenin daha üstün geldiği görülebilmektedir. Beden gelişimi bunlardan birisidir. Çocuğun ana-babasına veya soyundan birisine vücutça daha çok benzemesi kalıtımın baskınlığını gösterir. Fakat vücudun gelişmesine çevrenin de büyük etkiler yaptığı denemelerle anlaşılmaktadır. Kötü beslenme veya kötü çevre şartları beden gelişiminde gerilemeler veya ilerlemeler meydana getirebilmektedir.

Özellikle eğitim yönünden önemli olan dilin, sosyal davranışların ve ilgilerin gelişiminde çevrenin etkisi kalıtımın etkisine üstün görülmektedir. Zekânın gelişiminde ise kalıtımla soyaçekimin ikisinin de önemli derecede etkide bulunduğu anlaşılmaktadır.

Gelişim hem kalıtıma hem çevreye dayanmaktadır. Elimizdeki bilgiler bunun hangisinin daha önemli olduğunu kanıtlayacak durumda değildir. Okullar, öğrencinin, en iyi bir şekilde gelişimini sağlamak için gereken ortamı hazırlamakla sorumludur. Bu yüzden kalıtım için soyut kavram ve kuralların ortaya çıkarılması ve kalıtım problemleri eğitimden çok biyolojiyi ilgilendirmektedir. Eğitimin, dolayısıyla eğitimcinin görevi, biyolojinin bu bulgularına dayanarak çevre şartlarını öğrencinin gelişimine elverecek şekilde, düzenlemektir.