İnsan Kaynakları

Topluma ait her kavram gibi insan kaynakları olgusu da sanayi devriminin varlığı ile ortaya çıkmıştır. İşletmelerde daha önceleri; işgücü, insan gücü sonraları personel sözü ile açıklanmıştır. İlk kez 19.yüzyıl sonlarına doğru çıkan personel ofisleri ile insan kaynaklarının temelleri atılmış oldu. Sanayi devriminin katı çalışma ortamında bugünkü anlamıyla insan kaynaklarının alakası yoktu. Ancak bu durum 1912 yılında Taylor’un teorisi “bilimsel yöntem” ile değişmeye başladı.

Taylorizm olarak bilinen yöntemin dayanağı sermaye sahiplerinin insanı kaynak olarak görüyor ve bu kaynaktan en verimli şekilde yararlanmayı amaçlıyordu. Veri biriktirme ve analizi gibi bugün bile hala güncelliğini koruyan yöntemlerin temelini atmış olsa da verimlilikteki başarıyı, iş tatmini ve insani ihtiyaç konularında gösteremedi ve geçerliliğini kaybetti.

Verimlilik gibi sanayi devriminin önemli niteliklerinden birinin yanına psikolojinin de eklenmesiyle birlikte personel yönetiminin yanına “insan ilişkileri” yaklaşımı eklendi. John B. Watson’ın teorisi ile testler, değerlendirmeler ön plana çıkmıştır. Daha sonra bu yaklaşımın yanına, Maslow’un çığır açan insan ihtiyaçları hiyerarşisi eklenmiştir. İnsan ilişkileri yaklaşımı her ne kadar çalışma şartlarını ve ortamının iyileştirilmesinde fayda gösterse de aynı faydayı verimlilik üzerinde gösterememiştir.

Bir çalışanın ya da çalışanların çalıştığı firmada başarılı olabilmesi için aynı süre zarfında firmanın hedeflerini bilmeli ve ona göre esnek çalışma ortamına ve takım çalışması gibi kavramlara uymalıdır.

İnsan Kaynakları Yaklaşımı

İnsan kaynakları yaklaşımı insanı üretim çarkının dişlisi değil, sahibi olarak görür. Bundan dolayıdır ki insan merkezli olarak bir firmada çalışanların, firma hedeflerini, örgütün devamlılığını ve bireyler arasında dengeli bir şekilde kendilerini geliştirmeleri ve firmaya katkı sağlamaları hedeflenir.

İnsan kaynaklarının yaklaşımını maddeler halinde sıralamak gerekirse;

  • Çalışanlar şayet doğru bir şekilde kanalize edilir ve geliştirilirse istenilen verim artacak ve şirket daha uzun soluklu kazanımlar elde edecektir.
  • Çalışanların ekonomik, sosyalve psikolojik gereksinimlerini karşılayabilmek için kurallar, programlar ve uygulamalar geliştirilmelidir.
  • Çalışanların sahip olduğu yetenekleri en üst seviyede kullanabilmeleri için kendilerini geliştirebilecekleri çalışma ortamının onlara sunulması gereklidir.
  • İnsan kaynakları programları uygulanırken firmanın hedefleri kadar çalışanların hedefleri de unutulmamalıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.