Gelişim Derece Derece ve Devamlı Olan bir süreçtir

Çocukların gelişimini ölçmek için kullanılan testlerin sonuçlarına göre gelişim devamlılık göstermekte fakat bu devamlılığın içinde de dalgalanmalar bulunmaktadır. Böylece insanın gelişiminin, durma veya kesiklik göstermeden, devamlı bir akış içinde olduğunu anlamaktayız. Ancak, gelişimdeki devamlılık da hep aynı hızda olmamaktadır.

Gelişim daima ileriye doğru fakat bazen hızlı, bazen yavaş devam etmektedir. Bu yüzden gelişimi, bazı çağlara ayırmak mümkün olabilmektedir. Bu çağlara ayırış, gelişimi incelememizi ve bu çağların genel özelliklerine göre eğitim işlerimizi düzenleyebilmemizi kolaylaştırmaktadır.

Eğitim sisteminin anaokulu, ilkokul, ortaokul ve yukarısı gibi kademelere bölünmesinin dayanağı öğrencilerin bu okul dönemlerine rastlayan yaşlarla gelişim çağları arasında bir paralellik olmasıdır. Dolayısıyla çağların genel gelişim özelliklerine dayanarak bir okuldaki öğrencilerin gelişimi hakkında genel tahminlerde bulunabilmekteyiz.

Çok sayıda insanın gelişimini incelediğimiz zaman gelişim devrelerini kolaylıkla ortaya çıkarabilmekteyiz, Ancak her insanın gelişimini ayrı ayrı incelediğimiz zaman, farklı gelişim özellikleri gösterdiğini görmekteyiz. Böylece her öğrencimizin gelişimini ayrı ayrı tanımanın önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Bir insanın gelişimi hem başkalarından farklı olmakta hem de insanın kendi özelliklerinin gelişimi kendi içinde farklılık göstermektedir. Örneğin bir çocuk yürümeye, konuşmaya başlamada, belli bazı kavramları edinmede boy ve ağırlıkta yaşıtlarından önde veya geride bulunabilmekte; diğer yandan ağırlık, boy, zihin gücü, diş çıkarma, kuvvet gibi özelliklerinde de değişik gelişim seviyesinde bulunabilmektedir.

Bir insanın sahip olduğu özellikler birbirinin ardı sıra gelişmezler. Başka bir deyişle insan bir alanda gelişimini tamamladıktan sonra diğer bir alanda gelişmeye başlamaz.

Kısaca bir insanın kişilik özellikleri değişik hızda, bir bütünlük içinde bir arada, derece derece ve devamlı olan bir gelişim içinde bulunurlar.

Gelişimin Hızlı Olduğu İlk Yaşların Eğitimdeki Önemi Büyüktür

Çocuk doğumdan sonra bütün alanlarda hızlı bir gelişim içindedir. Beden gelişimi 4 yaşına kadar çok hızlıdır. 12-14 yaş arasında beden gelişiminde tekrar görülen bir hızlanma ilk yaşlarınki kadar değildir. Duyu organları üç yaşına kadar, oldukça iyi bir şekilde görevlerini yapacak duruma gelir. Sinir sistemindeki gelişmede ise çocuğun, yetişkinlik çağında ulaşacağı seviyenin yüzde doksanını, altı yaşına kadar tamamladığı görülür. İki yaşına kadar zekâ gelişiminin seviyesi

Hakkında yeterli bilgiye sahip olmamamıza rağmen iki yaşından sonraki hızlı gelişime bakarak zekânın da ilk iki yılda hızla geliştiğini tahmin etmekteyiz.

İlk çağlardaki bu hızlı gelişimde öğrenmenin payı çok büyüktür. Çünkü çocuk bu çağda hızlı bir öğrenme içindedir. Kendi çevresini tanımak için yaptığı çabalar ona pek çok şeyler öğretmektedir. Okul çağına kadar, birçok kişilik özellikleri çocukta yerleşmeye ve kökleşmeye başlar. Bunların etkileri okulda ve okuldan sonraki çağlarda da görülür.

Bu yüzden çocuğun kişiliğini tanımaya çalışırken 1-6 yaş arasındaki gösterdiği gelişim özelliklerinin ve çevre değişkenlerinin çok iyi incelenmesi gerektir. Çocuk, bu yaşlarda edindiği yaşantılarla birlikte sınıfına gelir. Çocuğu bu yaşantılarının etkilerinden kurtarmak mümkün değildir.

Öğrencinin okulda öğrendikleri ile daha önceki yaşantılarının arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bu yüzden öğrencinin bu yaşantılarını tanımadan, onda istenen davranış değişikliğini meydana getirmek çok güçleşir. İlkokulun son sınıflarında ve daha ileriki okullarda, okul öncesi edinilen yaşantıların etkisi daha da artmaktadır. Dolayısıyla bu etkiler yetişkinlik çağında da kendini göstermektedir.

Gelişim Hızındaki Kişiye Göre Sabit Kalmaktadır

Her insan, gelişiminde, yavaşlama ve hızlanma olmasına rağmen kendine göre genel bir gelişim biçimi göstermektedir. Çocuk, ilk yaşlarındaki bireysel farklılığını, ileriki yaşlarında da devam ettirmektedir. ilk yaşlarda boyca kısa olan çocuk, yetişkinlik çağında da boyca kısa olmakta; ilk yaşlarda zeka yönünden geri olan ileriki yaşlarda da aynı geriliğini korumakta; zeki öğrenciler ileri yaşlarında da bu üstünlüklerini devam ettirmektedirler.

Eğitimde bu kuralın büyük bir önemi vardır. Bu kurala dayanarak öğrencimiz hakkında oldukça yeterli tahminlerde bulunmamız mümkün olabilmektedir. Çocuğun “Küçüklüğünde neyse büyüdüğünde de o olacağım” kestirebilmekteyiz. Ancak bu kuralın dışında kalabileceklerin de bulunacağını hatırdan çıkarmamak gerekir.

Çünkü bir yandan öğrenciyi, tam anlamıyla tanımada zorlukla karşılaşmaktayız, diğer yandan çevrenin elverişsizliği yüzünden gelişememiş öğrencilerimiz de bulunabilir. Bu yüzden olumsuz yönde verilen kararlar çocuğun gelişmesinde yıkıcı olabilir. Ancak iyi yapılmış bir tanımadan sonra, çocuğa rehberlik yapmada bu kural oldukça geçerli kararlar vermemize yardım eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.