Eğitim Yönünden Önemli Gelişim Kuralları

Eğitim Yönünden Önemli Gelişim KurallarıHerhangi bir insan, hayatının her anında, az da olsa, devamlı bir değişme içindedir. Çünkü her insan, çevresiyle devamlı etkileşim içindedir. Böylece, insanın devamlı olarak dokumakta olduğu yaşam örüntüsü hem önceki yaşantıların hem de, o anda çevresi ile kendi arasındaki etkileşimin sonucunda değişikliğe uğratılmaktadır. Bu değişmede geriye dönüş yoktur, ileriye doğru akış vardır. Böylece gelişimin sürecini daha iyi anlamak için, gelişimin devamlı değişme olduğunu ve bu değişmenin ise insanın yaşam örüntüsünde olduğunu hatırdan çıkarmamak gerektir.

Öğrencinin gelişiminin iyi bir şekilde tanınması onun nasıl bir yaşam örüntüsü içinde olduğunu başka bir deyişle nasıl bir gelişim örüntüsüne sahip olduğunu tanımakla mümkün olabilir. Her öğrencinin, kendine has bir gelişimi olmakla beraber, genellikle aynı gelişim devresinde olan öğrencilerin birbirlerine benzeyen yönlerinin oluşu bizi bazı genel kurallara götürmektedir. Böylece bu genel kurallar öğrenciyi tanıma işimizi kolaylaştırmakta ve her öğrencinin gelişiminin bireysel yönlerini tanımaya zaman ayırmamıza yardım etmektedir.

Bütün insanlar için geçerli olabilen gelişimin genel kuralları şunlardırBütün insanlar için geçerli olabilen gelişimin genel kuralları şunlardır:

Gelişim, Kalıtım ile Çevrenin Etkileşiminin Ürünüdür

Kalıtım bir insanın ana-babasından getirebildiği var kuvvetleri ifade etmektedir. Başka bir deyişle bir insan birçok yönleri ile ana babasına veya daha önceki soyuna çekmektedir. Diğer yandan insan ana-babasından getirebileceği var kuvvetlerini bir çevre içinde ve çevre ile etkileşerek geliştirebilmektedir. Böylece kalıtım ile çevrenin birbiri ile etkileşimi insanın gelişim örüntüsünü dokumaktadır.

Kalıtım (Soyaçekim) : insanı meydana getiren ilk hücre babadan gelme spermle, anadan gelme yumurtanın rahim içinde birleşmesiyle meydana gelir. Bu birleşmeye döllenme diyoruz. Döllenme sırasında sperm ve yumurtanın her birinde 23 er kromozom vardır. Döllenme meydana gelince bu 23 er kromozom çift çift birleşerek 46 kromozomluk fakat 23 çift halinde bir hücre meydana getirir.

Bu kromozomlarda binlerce gen vardır. Çift, çift bulunan kromozomların genleri de birbirlerini etkileyerek birleşirler. Bazı genler baskın (dominant) bazı genler ise çekilgen (recessif)’tir. Genlerin birleşmesi sırasında baskın genler çekilgen genlere üstün gelerek getirdiği özelliğin yeni organizmada meydana çıkmasına sebep olur. Böylece baskın gen anadan geliyorsa ananın, babadan geliyorsa babanın özelliği çocukta görülür. Örneğin çocuğun gözünün rengi, bu etkileşimin sonucunda baskın çıkan genin etkisiyle ya ananın ya babanın gözüne benzer.

Anadan-babadan gelen 23 çift kromozomun 22 çifti birbirine benzer. Yalnız bir çifti birbirinden farklıdır. Bunlara X ve Y kromozomları denir. Anadan gelen yumurtada daima X kromozomu vardır, fakat babadan gelen spermde ya X ya Y kromozomu bulunur.

Spermde X kromozomu bulunursa ananın X kromozomu ile birleşerek çocuğun kız olmasını sağlar. Ama spermde Y kromozomu bulunursa ananın X kromozomu ile birleşerek çocuğun erkek olmasını sağlar. Kalıtımda genlerin rolü çok büyüktür. Bir çocuğun ana-babasından ve soyundan getirebileceği bütün özellikler genler aracılığı ile olmaktadır.

Çevre: Her organizmanın hem bir iç çevresi hem de, organizmanın içinde yaşadığı bir dış çevresi vardır. Organizmanın iç çevresindeki hücreler, organlar devamlı bir enerji akımı içinde etkileşim halindedir.

Organizmanın dış çevresinde ise organizma ile onu çevreleyen rahim içindeki su, ısı, basınç vb. dış etkiler; doğumdan sonra yine ısı, hava, rutubet gibi etkenlerle onu çevreleyen canlı, cansız varlıklar bulunmaktadır. Böylece insan döllenmeden doğuma, doğumdan ölüme kadar bir çevre içinde yaşamak zorundadır.

Bu çevrenin insana olan etkileri ve insanın bu etkilere yaptığı tepkileri, onun soyaçekimle getirdiği var kuvvetlerinin meydana çıkmasına yardım eder. Böylece insanın gelişimi kendisi ile çevresinin etkileşimine dayanarak devam eder, gider.

Kalıtım-Çevre etkileşimiKalıtım-Çevre etkileşimi: Yeni organizmanın kromozomlarında bulunan genlerin değişik şekillerde birleşimi ile organizmanın gelişimi hem sınırlandırılmış, hem de bir yöne doğru yöneltilmiş olur. Fakat kalıtım yoluyla gelen var kuvvetlerle çevrenin kuvvetleri birbirine etkileşim yaparak gelişmeyi meydana getirir. Böylece bu iki kuvvetler sisteminin birbirini etkilemesi, insanın davranışlarının biçim kazanmasını sağlar.

Gelişimin bazı yönlerinde kalıtımın, bazı yönlerinde ise çevrenin daha üstün geldiği görülebilmektedir. Beden gelişimi bunlardan birisidir. Çocuğun ana-babasına veya soyundan birisine vücutça daha çok benzemesi kalıtımın baskınlığını gösterir. Fakat vücudun gelişmesine çevrenin de büyük etkiler yaptığı denemelerle anlaşılmaktadır. Kötü beslenme veya kötü çevre şartları beden gelişiminde gerilemeler veya ilerlemeler meydana getirebilmektedir.

Özellikle eğitim yönünden önemli olan dilin, sosyal davranışların ve ilgilerin gelişiminde çevrenin etkisi kalıtımın etkisine üstün görülmektedir. Zekânın gelişiminde ise kalıtımla soyaçekimin ikisinin de önemli derecede etkide bulunduğu anlaşılmaktadır.

Gelişim hem kalıtıma hem çevreye dayanmaktadır. Elimizdeki bilgiler bunun hangisinin daha önemli olduğunu kanıtlayacak durumda değildir. Okullar, öğrencinin, en iyi bir şekilde gelişimini sağlamak için gereken ortamı hazırlamakla sorumludur. Bu yüzden kalıtım için soyut kavram ve kuralların ortaya çıkarılması ve kalıtım problemleri eğitimden çok biyolojiyi ilgilendirmektedir. Eğitimin, dolayısıyla eğitimcinin görevi, biyolojinin bu bulgularına dayanarak çevre şartlarını öğrencinin gelişimine elverecek şekilde, düzenlemektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.