Hametan Krem İçeriği, Faydaları ve Fiyatı

Bu yazımızda sizlere hametan krem nedir? içeriğinde neler vardır? faydaları ve fiyatı nedir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

Birçok insanın hayatında kurtarıcı etkisi olan Hametan krem eczaneden de oldukça ucuza temin edilebildiği için çok tercih edilmektedir. Genel olarak yumuşak kıvamlı ve sarı renkli bir yapıdadır. Hametan krem kullananlar bu ürünü özellikle pişik, yanık, güneş yanıkları, meme başı çatlakları, kuru ve çatlak ciltler, yüzeysel yaralanmalar, sivilceler ve cilt lekeleri için tercih etmektedir.

Hametan Krem İçeriği

Hametan krem içeriğinde Hamamelis Virgina adı verilmiş olan ülkemizde ise cadı fındığı şeklinde bilinen bir bitkinin ekstresi bulunmaktadır. 100 gr Hametan krem 5,35 gram etken madde (Hamamelis Virgina) içerir. Pomad olarak satılan ürün formunda etken madde oranı daha fazladır. Hamamelis Virgina maddesinin sahip olduğu antiseptik özellik sayesinde hasarlı bölgede oluşabilecek mikroorganizmaların da önüne geçilmektedir. Bunun yanı sıra krem içeriğinde propil paraben (bitkisel parafin), oksineks LM, setil alkol, sorbik asit, lanolin, su ve az miktarda çeşitli bitkisel yağlar yer almaktadır.

Hametan Krem Çeşitleri

Hametan Krem 30 gr.

Hametan Pomad 50 gr.

Hametan Krem Ne İşe Yarar

Hemostatik (kanama durdurucu), astrenjan (doku bükücü), antienflamutuar (iltihap giderici) ve antiseptik özelliğe sahip bir krem olan Hametan dokularda oluşan yara ve hasarları tedavi edici özelliğe sahiptir.

Çocuk ve yetişkinlerde oluşan pişiklerin tedavisinde,

Kuru, çatlamış ve yara almış derinin bakımı amacıyla,

Deri dokusunda yüzeysel sorunlar oluşmasına neden olmuş 1. Ve 2. Derece yanıklarda,

Güneş yanıklarında,

Emziren bayanlarda meme başı çatlaklarının tedavi edilmesinde kullanılabilmektedir.

Ayrıca sizlere elveda-sivilce.blogspot.com sitesinden bir alıntı da paylaşalım:

  • İlacın etken maddesine karşı negatif bir alerjiniz varsa uzak durmanız gerekmektedir.

  • İlaç genel olarak yanıklar, yaralar, pişikler, deri sıkıntıları ve nemlendirme açısından cilde uygulanır. Oldukça etkilidir. Sivilce tedavilerinde destek olarak verilir.

  • İlacı kullanmadan önce yüzünüzü temizleyin ve lezyon oluşan bölgenin tamamına ilacı sürün.

  • Hametan kullanırken diğer deri ilaçlarını kullanmayın.

  • İlacı gözlerinden, ağzınızdan ve vajinadan uzak tutunuz. İlaç yanlışlıkla temas ederse bol su ile yıkama yapınız.

  • İlacı kullanırken sert sabun şampuan kozmetik ürünler ve alkollü ürünlerden uzak durunuz.

  • Gebelik ve emzirme döneminde iseniz doktorunuzla konuşmadan kullanım yapmayınız.

  • El terlemesine iyi gelir.

Hametan Krem Faydaları

Hametan Krem pişik ve cilt hasarlarına iyi gelir.

Ciltte oluşan sivilce izlerinin giderilmesinde düzenli kullanım ile olumlu sonuç alınmaktadır.

Doku sıkılaştırıcı özelliği sayesinde cildi sıkılaştırır.

Güneş nedeni ile oluşan yanıkların tedavisinde kısa sürede tedavi olanağı sağlar.

Emziren annelerin meme başı çatlaklarında düzenli kullanım ile iyileşme sağlanabilmektedir.

Temas egzamasının tedavisinde kullanılır.

Darbe ve zedelenmeler nedeni ile dokularda oluşan hasarların giderilmesinde etkin bir yöntemdir.

Yatak yarası, ameliyat yaraları ve açık yaraların tedavisinde yaralı bölge ve çevresine uygulandığında iyileşmeyi hızlandırıcı etkiye sahiptir.

Soğuk havalar nedeni ile ciltte oluşan kuruma, çatlama gibi sorunların tedavisinde nemlendirici olarak kullanılabilmektedir.

Hametan krem cildi kısa sürede nemlendirerek ciltteki nem oranının dengelenmesini sağlar.

Bebeklerin hassas ciltlerinde kullanımı hiçbir sorun oluşturmaz. Pişik tedavisinde çok tercih edilmektedir.

Hametan Krem Nasıl Kullanılır

Her türlü tedavi edici ilaç ve merhemin kullanımında öncelikle doktorunuza başvurmalısınız. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir şekilde ilaç kullanmayınız. Hametan kremin tespit edilmiş herhangi bir yan etkisi yoktur. Ancak kullanım öncesinde küçük bir bölgede uygulama yapılarak alerji yapıp yapmayacağının tespit edilmesi kullanıcının iyiliğine olacaktır.

Hametan krem kullanımında en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında kremin temiz cilde uygulanması gelir. Uygulama yapılacak alan açık bir yara değilse o bölgenin ılık su ile temizlenmesi ardından da güzelce kurulanması gerekir. Uygulama ince bir tabaka halinde deriye parmaklar ile emdirilerek gerçekleştirilir. Günde birkaç kere uygulanabilir. Kullanım sıklığı ile ilgili bir süre kısıtlaması söz konusu değildir.

Uygulamanın ardından sorunlu bölgenin hava almayacak şekilde kapatılmaması gerekir.

Hametan Krem Hakkında Sorular

Soru: Hametan krem hamilelerde kullanılabilir mi?

Cevap: Kullanmadan önce doktorunuza başvurunuz. Ancak yapılan araştırmalarda Hametan kremin hamilelerde kullanımını önleyen hiçbir bulguya rastlanılmamıştır.

Soru: Hametan Krem tüylenme yapar mı?

Cevap: Ciltte yer alan kıl köklerini besleyici özelliğe sahip kremlerin tüylenme yapıcı etkisi olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda Hametan kremin böyle bir etkisi tespit edilememiştir.

Soru: Hametan krem cilt bakımında kullanılabilir mi?

Cevap: İçeriğinde yer alan etken maddelerin yüksek tedavi edici ve onarıcı özelliği sayesinde Hametan krem birçok kadın tarafından günlük cilt bakımı için tercih edilmektedir. Özellikle nemlendirici olarak Hametan kullananlar bir hayli fazladır.

Soru: Hametan krem bebeklerde nasıl uygulanmalı?

Cevap: Doğumdan itibaren kremin bebeklerde uygulanabileceği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. Pişik oluşumunu önlemek için bölgeyi ılık su ile temizledikten sonra ince bir tabaka halinde sürülerek deriye yedirilmesi yeterlidir.

Soru: Hametan krem meme çatlaklarında nasıl uygulanmalıdır?

Cevap: Emzirme işleminin ardından meme uçlarına ince bir tabaka halinde sürülmesi tavsiye edilir. Yeni emzirme öncesinde bölgenin nemli bir bezle temizlenerek kremden arındırılması gerekmektedir.

Soru: Hametan krem sivilce yapar mı?

Cevap: Yağlı bir yapıya sahip olduğu için insanlar bu kremin sivilceye neden olabileceği yanılgısına düşmektedir. Oysa Hametan krem sivilce tedavisinde kullanılır. Bu nedenle Hametan sivilce yapmaz denilmektedir.

Soru: Hametan krem kortizon içeriyor mu?

Cevap: kortizon vücutta neden olduğu birçok yan etki nedeni ile insanların kaçınması gereken bir tedavi edicidir. Hametan krem kortizon içermez. Rahatlıkla kullanılabilir.

Soru: Hametan krem çatlayan dudaklara sürülür mü?

Cevap: dudak çatlaması sorunu olanların ince bir tabaka halinde Hametan krem kullanması gerekir. Ancak kullanım esnasında kremin emilmesi oldukça önemlidir.

Soru: Hametan krem reçetesiz satın alınabilir mi?

Cevap: Hametan kremin ücreti sigorta tarafından karşılanmaktadır. Doktorunuzdan talep etmeniz durumunda hiçbir yan etkisi bulunmayan bu kremi size reçete edeceğinden emin olabilirsiniz. Ancak dilerseniz eczanenizden reçetesiz olarak da satın alabilirsiniz.

Soru: Hametan sarı ve mavi arasında fark var mı?

Cevap: Hametan iki farklı versiyon olarak satışa sunulmuş bir üründür. Mavi renk ambalajlanmış olan pomad, sarı renk ambalajlanmış olan ise kremdir. Pomad kreme oranla daha yağlı bir yapıya sahiptir. Etken maddesi aynı olan bu iki ürünün arasındaki en önemli fark krem olan ürünün daha yüzeysel sorunlar için kullanılması, pomadın ise derinin alt tabakalarına kadar ulaşabilmesidir. Bu nedenle kullanım amacınız yüzeysel ise kremi daha derinlerden itibaren kaynaklanan bir sorun ise pomadı tercih etmelisiniz.

Hametan Krem Yan Etkileri

Hametan kremin yan etkileri konusunda yapılan çalışmalarda özel olarak tespit edilmiş bir soruna rastlanmamıştır. Ancak içeriğinde yer alan setil alkol ve sorbik asit sebebi ile nadiren lokal deri reaksiyonlarına sebep olabileceği Hametan prospektüs içerisinde belirtilmiştir. Ayrıca deri döküntüleri, dil, dudak, yüz ya da gırtlak bölgesinde şişme gibi bir sorun yaşamanız durumunda kullanmayı durdurarak en yakın acil servise müracaat etmeniz gerekir.

Hametan Krem Fiyatı

Hametan krem eczanelerden 6,96 TL’den başlayan fiyatlar ile temin edilebilmektedir.

Kaynak

https://elveda-sivilce.blogspot.com/2017/10/hametan.html

Çölyak hastalığı nedir?

çölyak hastalığı genetik olarak yatkın kişilerde gluten tüketilmesiyle tetiklenen ince bağırsağın kronik enflamasyonudur. Genellikle karakteristik kabarıklık ve kaşıntılı deri lezyonları ve patognomonik intra-dermal IgA birikimleri ile ortaya çıkar. Bu semptomlar glutensiz bir diyet ile kaybolacaktır. Çok az miktarda glüten bile rahatsızlığa neden olabilir.

Çölyak hastalığı belirtileri

Çölyak hastalığı çok farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bu belirtiler aşağıda listelenmiştir:

  • ishal
  • karın şişmesi
  • karın ağrısı
  • bulantı
  • kusmuk
  • kilo ve enerji kaybı
  • iştah kaybı
  • anemi, demir eksikliği
  • osteoporoz
  • yerine getirilmemiş gebelik arzuları veya kendiliğinden oluşan düşükler
  • vitamin ve mineral eksikliği

Yeni doğan çocukların çölyak hastalığı  genellikle  gluten içeren gıdaların anne sütünden geçmesi sonucu sütten sonraki evrelerinde erken gelişir. Eğer zamanında teşhis edilemez ise, çocuklar büyüme ve gelişim bozukluklarından muzdarip olabilirler . Çölyak hastalığından muzdarip çocuklar genellikle ince bir yapıya sahiptirler ve çok hassastırlar.

Çölyak formları

Şiddete bağlı olarak üç çölyak hastalığı vardır: klasik, semptomatik ve subklinik. Hepsine ince bağırsağın mukozasında meydana gelen hasar eşlik eder . Ayrıca biyopsi (doku çıkarılması) herhangi bir lezyonu göstermediği için sıklıkla tesadüfen keşfedilen potansiyel bir çölyak hastalığı da vardır.

Çölyak hastalığı tanısı

Çölyak hastalığı her yaşta görülebilir. Çölyak hastalığı şüphesi varsa, ilk olarak IgA sınıfının anti-transglutaminaz (Anti tTG) antikorlarının ve serumdaki toplam IgA konsantrasyonunun varlığını kontrol etmek için bir kan testi yapılır. Aynı derecede etkili, ancak daha az kullanılan bir başka yöntem ise anti-endomisiyal antikorların (EMA) incelenmesidir. Antikorlar bulunursa, kesin tanı, ince bağırsağın bir sonraki biyopsisi ile verilir .

Çölyak hastalığının sıklıkla kalıtsal olarak oluşabileceği düşünüldüğünde , birinci dereceden akrabalar (ebeveynler, kardeşler ve çocuklar) semptom göstermese bile bir çölyak hastalığı testinden geçirilmelidir.

Tıbbi muayeneden önce glüten içermeyen bir diyetin başlatılmaması çok önemlidir , çünkü aksi halde kandaki antikorların varlığı artık kesin olarak belirlenemez ve bu nedenle bir teşhis yapılamaz.

Çölyak hastalığının tanısı doğrulanırsa, uzman derhal glutensiz diyet yapılmasını önerir . Glüten içeren gıdalara tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerekir , çünkü bu tek etkili tedavidir. Yeme alışkanlıklarındaki tek bir değişiklik bile genel olarak sağlık durumlarında hızlı bir iyileşmeye yol açar . Zaten sadece kısa bir süre glutensiz diyetin ardından, çölyak hastalığı olan birçok insan artık rahatsızlık hissetmemeye başlar . Bununla birlikte, ince bağırsağın mukozasının tamamen yenilenmesi birkaç ay sürebilir.

Sağlıklı Dişler İçin Kalsiyum ve D Vitamini

Güzel dişler bir insanın sağlığı ve görünüşü yönünden o kadar önemlidir ki, Holivuda yeni bir film yıldızı getirildiğinde, güzelleşmesi amacıyla gönderildiği ilk insan, bir diş doktorudur. İskeleti kuran kemiklerin gelişmesi yanı sıra, dişlerin sağlam oluşması da, besinlerle alınan kalsiyum, fosfor, D vitamini miktarına göre değişir. Dişler çıktıktan sonra, her gün yediklerinize büyük ölçüde bağlıdır. Diş çürümeleri, çene kemiği ve diş eti hastalıkları, özel beslenmeyle önlenebilir. Beslenmeniz iyi ise, dişleriniz ve çene kemikleriniz, yıllar geçtikçe daha dayanıklı olur.

Genel sağlığa yararlı bir besinin dişlere de yararlı olduğu görülmüştür. Portlanel, Oregon, San Diego ve Kaliforniyadaki çocuklar üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Güneşten daha az D vitamini alan San Diegolu çocuklarda, öbürlerine oranla yarı yarıya fazla diş çürümesi bulunmuştur. Bir çok çürüme, çocuk yada yetişkinlerde olsun, günde 1000 ünite D vitamini alınmasıyla önlenebilir. Kaymaklı süt yada D vitamini eklenmiş özel süt bulabilirseniz çocuklara her gün veriniz.

Yüzlerce insan üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki, bir insan günde ortalama 550 ünite D vitamini almaktadır. Çünkü alışılmış besinlerde D vitamini bulunmaz. Bu özelliğe dikkat ediniz. Günlük beslenmenizde D vitamini bulundurmazsanız, kalsiyum ve fosforun kana geçmesi, hücrelere taşınması ve dokulara tutunması görevini yapan D vitamininden yoksun kalırsanız, dişlerinizin yada çene kemiğinin biçimini korumasını beklemeyiniz.

Kalsiyum, diş sağlığı için birinci derecede önemlidir. Teksasdaki ‘Deaf Smith Country’ de toprağın yapısında kalsiyum çok bol olduğundan, bu bölged araştırma yapan uzmanlar, çürük yada çekilmiş diş bulunan hiçbir çocuk yada yetişkine rastlamadılar? Çocuklar yeterince süt içer, büyükler yeterince yo? ğurt yerse, gerekli kalsiyum alınır. Besinlerle kan yeterli kalsiyum sağlanmazsa, kemik ve dişlerde kan kitlesine kalsiyum sökülür, bu arada diş denti ve minesi içten erimeye başlar. Dişleri saran alveo kemiklerinin erimesiyle diş etleri çekilir, diş salla nır, diş etleri mikroplanır, eğilen dişler arası açıla rak çirkin bir görünüş ortaya çıkar. Bütün dişleriniz çekilmiş olsa bile, yeterince kalsiyum almıyorsanız, kemikten kalsiyum sökülmesi sürer ve takma dişin tutunması zorlaşır, ağızda oynar, kısa zamanda damaklara uymaz duruma gelir. Çene ‘kemikleri günde güne küçülür, ilk yapıldığında oynamayan takıma dişler, 5-6 ay sonra yerine uymaz. Oysa, kalsiyumlu besinler alınırsa, çene kemiği de kuvvetlenir ve protez iyi oturur.

Diş çürümesine yol açan en büyük düşmanlar, misafir şekeri, çukulata, bisküvi, grisini, şekerli içkiler ve her çeşit rafine şeker ve undan yapılan besinlerdir. Ağızdaki bakteriler şekeri asitlere dönüş türür, bu asitler de diş minesindeki kalsiyumla birleşerek yapı bozukluğuna, çürümeye yol açar. Michigan üniversitesinden Dr. Bunting ve arkadaşlarının yaptıkları bir deneyde, dişlerinde çürük olmayan bir çocuk topluluğuna her gün şeker verildi. 6 hafta içinde çoğunda çürüme başladı, ve şeker yenmesi bırakılınca çürüme durdu. Çikletlerde bile diş çürütecek kadar şeker vardır. «En iyisi damla sakızı çiğnemektir; dişleri çürütmediği gibi çürümeyi önler; dişleri temizler ve diş etlerini kuvvetlendirir.»

Kendi dişlerinizi ve çocuklarınızınkini korumak istiyorsanız, her çeşit rafine şekeri yemekten kaçınmalısınız.

B topluluğu vitaminlerinin diş çürümesini önlemede payları vardır. B-5 verilmeyen hayvanlarda çabuk çürüme görülmüştür. Yeterince B-3 almayan insanların ağız temizliği iyi değildir; dilleri paslı ve nefesleri kötü kokuludur ve dişleri daha çabuk çüı ümektedir.

C vitamini, diş yapısında madenleri tutan sağlam bir dış zar oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Sonuç olarak, bütün vitamin ve madenler, dişlerin mizel kalmasına yardımcı olur. Dişleri çürümeye başlayan bir insan, doğal beslenmeye hemen dönmelidir.

Dişler sağlam olsa da diş etleri sağlıklı olmadıkça, güzel görünüşlü bir gülüş görünmez. C vitamini yetersizliği varsa, diş etleri dayanıksızdır ve kolay kanar, dişten sıyrılır, piyore çabucak yerleşir. Diş eti sağlıklı olmayan insan, günde 300 mg. C vitamini aldığından emin olmalıdır. Sabahları içeceğiniz bir büyük bardak narenciye “portakal mandalina, limon, altıntop” ya da domates suyu, dişetlerinin pembelik ve direncini artıracaktır. Diş ve dişetlerinin sağlamlığıyla ün yapan Macar ırhı, her gün yedikleri kırmızı ve yeşilbiberden çok bol C vitamini almaktadırlar. Bu biberler öylesine tatlı ve lezzetlidir ki, yemek sonlarında peynirle, meyva yerine yenmektedir.

A vitamini yetersizliği de önemli diş eti hastalıklarına yol açmaktadır. Kansızlık, diş etlerinde hemen göze çarpar ve çirkin bir soluklukta gösterir. Böyle durumlarda, kanı kırmızı yapan demiri de bolca beslenmenize ekleyiniz.

Stres Eğitimi İle Bağışıklık Sisteminizi Nasıl Kuvvetlendirebilirsiniz?

Birçok hastalığın stresle ortaya çıktığı, var olan hastalıkların kötüleştiği veya stresin bizzat bir hastalık oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Bunun temelinde stres anında bağışıklık sistemimizin tepkisi önemli rol oynar. Stres Eğitimi İle Bağışıklık Sisteminizi Nasıl Kuvvetlendirebilirsiniz?

Stres anında vücudumuzda ne olur? Vücudumuzda beynimiz tarafından koordine edilen iki önemli sistem vardır: Sempatik ve parasempatik sistem. Sempatik sistem tehlikeli durumlarda bizi kurtarmak için tasarlanmış, ancak sürekli aktif olduğunda bize zarar verebilen bir sistemdir. Parasempatik sistem ise bizi daha çok sakinleştirecek şekilde tasarlanmış ve deneysel olarak anti-enflamatuar(anti-romatizmal) özellikleri olan sistemdir.

Stres gibi zihinsel bir hadise nasıl olurda vücudumuzda maddi zararlara neden olur? Bunun sebebi beynimizin başta bağışıklık sistemi olmak üzere vücudumuzdaki her organla yakından bağlantılı olması gerçeğine dayanmaktadır. Beynimizin hayati organlarımızla doğrudan bağlantılı olması biraz tuhaf görünebilir, ama bir an için düşünün: Kötü bir şeyin meydana gelmesi durumunda karnımızda dayanılmaz kramplar hissetmemizi nasıl açıklayabiliriz?

Stres anında sempatik sistem aktive olarak farklı kimyasal maddeleri (kortizol gibi ki enflamasyonun ana anahtarlarından biridir) ortaya çıkarır. Bu durumun sürekli olması da vücudumuzda maddi zararlara neden olur.

Mesela ani durumlarda oluşan stres, insanı etrafından gelebilecek tehlikeli durumlara karşı tetikte tutma ve bizi çözüme yönlendirmesi bakımından iyidir. Fakat kronik düzeyde stres (iş veya finansal endişeler, ilişkiler, kendinizin veya sevdiklerinizin sağlığı ile ilgili durumlar) iyi değildir ve zamanla, bağışıklık sistemimizin ve dengesini bozabilir.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve devamla güçlü tutmak için diyet ve egzersizin gücünü ve önemini biliyoruz. Fakat optimal zihinsel ve ruhsal sağlığa ulaşmanın bunlardan daha da güçlü bir bağışıklık sisteminizi düzenleyicisi olduğuna inanılmaktadır.

Stres Eğitimi ile bağışıklık sisteminizi nasıl kuvvetlendirirsiniz?

İmmun sistem iki yönü keskin bıçak gibidir. Normal bir görevi olarak vücudumuzu dış etkenlere karşı korurken, bazen kendi organlarımızı da düşman belleyerek enflamasyona ve romatizmal hastalıklara neden olur.

Stres azaltma yoluyla bağışıklık sistemini eğitmek

Stres azaltma yoluyla bağışıklık sistemini eğitmenin, bazılarının zihinsel tıp dedikleri şeyleri uygulayarak yapılabileceğini gösteren çok sayıda kanıt vardır. Vücudumuzu sakinleştirici özelliği bulunan bir dizi teknik vardır. Fakat bu etkilerden yararlanmak için sıkı bir çalışma gerektiğini hatırlatmakta yarar vardır.

Bu teknikleri iki tür olarak sınıflandırabiliriz. “Aşağıdan yukarıya” yani yoga veya Tai Chi gibi yöntemlere odaklanan teknik. Diğeri  “yukarıdan aşağı” yani meditasyon gibi yönteme dayana teknik. Tek bir günlük eğitiminin bile stres yönetimi üzerinde somut bir etkiye sahip olabileceğine dair kanıtlar vardır. Bununla birlikte, meditasyon hakkında yanlış ve aşırı kaçan (her hastalığa deva gibi) iddialara kulak asmayın, ancak zaman içinde immünolojik sağlık hedefimize ulaşmaya yardımcı olacaktır.

Bir acemi olarak başlamak istiyorsanız, “Head Space” ve “Cleveland Clinic Stress Free Now” programı gibi çevrimiçi rehberli bir meditasyon programını deneyebilirsiniz. Günde birkaç dakika veya haftada birkaç kez yaparak başlayabilir kendinize göre ayarlama yapabilirsiniz.

Tansiyon İlacınız Yetmezse Ne yapabilirsiniz?

Yüksek tansiyon kalp hastalığı ve felç riskini arttırırken bazen hiç bir belirti vermediğinden dolayı “sessiz katil” olarak bilinir. Yüksek tansiyon sıklıkla ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleri ile başarılı bir şekilde tedavi edilmesine rağmen, bazen dirençli hipertansiyon olabilir. İlaç tedavisi tansiyonunuzu kontrol etmek için yeterli değilse ne yapılabilir?

Dirençli hipertansiyon nedir?

Tıbbi bir terim olarak dirençli hipertansiyon biri diüretik (idrar sökücü ve tuz attırıcı bir tansiyon ilacı) olmak üzere en az 3 tane tansiyon ilacı alınmasına rağmen halen 160/90 mmHg üzerinde seyreden tansiyon olarak tanımlanabilir.

Dirençli hipertansiyon teşhisi doğrumu?

Tansiyonunuz yukarıda belirtildiği gibi en azından 3 tansiyon ilacı almanıza rağmen hala yüksek seyrediyorsa dirençli hipertansiyonunuz olduğunu varsayabiliriz. Fakat ilk önce doğru bir ölçüm yaptığınızdan emin olmalıyız. Yanlış ölçümün birçok nedeni vardır:

  • Kan basıncı manşonu (kola sarılan kısım) çok küçük. Normal manşon büyüklüğü kolunuzun çapından en az 1,5 kat daha büyük olmalıdır.
  • Kan basıncını kontrol etmeden önce yeterince dinlenmiş olmalısınız. (En az 5 dk. dinlendikten sonra tansiyonunuzu ölçün).
  • Kan basıncını ölçmeden önce sigara içiyor ya da kafein almışsanız. (Bu rakamları yapay olarak şişirebilir.)
  • “Beyaz önlük hipertansiyonu” olabilir (Yani doktora gittiğinizde tansiyonunuz yüksek, eve geldiğinizde düşük ise)

Tüm bu faktörleri dışarıda bırakırsanız ve kan basıncınız hala yüksekse, dirençli hipertansiyonunuz var demektir.

Buna neden olan nedir?

Doktorunuz muhtemelen dört olasılığı araştıracaktır:

  1. Sodyumda yüksek diyet alımı (yani tuzlu gıdalar), sigara içme, çok fazla alkol tüketme, aşırı kilo varlığı varsa ilaçlar tansiyonunuzun üstesinden gelemeyebilir. Mesela normalde almanız gereken sofra tuzu günde 6-7 gr. dır. Bunun üzerinde tuz alımı tansiyonunuz yükseltecektir.
  2. Romatizmal ağrı kesici ilaçlar ve doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar dirençli hipertansiyona neden olabilir. Onun için doktorunuza giderken reçetesiz ilaçlar, bitkisel takviyeler veya vitaminler dahil tüm ilaçlarınızı götürün.
  3. Obstrüktif uyku apnesinin dirençli hipertansiyona katkıda bulunabileceğine dair kanıtlar vardır. Bununla ilgili şüphe varsa doktorunuz bir uyku çalışması isteyebilir.
  4. Yaşam tarzınızda bir problem yok, tansiyonu yükseltecek bir ilaç kullanımı yoksa o zaman bazı hormonların düzeyinin yüksek olması tansiyona neden olabilir.

Dirençli hipertansiyonun üstesinden gelmek için atabileceğiniz adımlar

Bazı şeylere dikkat etmeniz durumunda tansiyonunuzu kontrol etme adına çok önemli adım atmış olursunuz:

  • Hipertansiyon ilaçlarınızı doğru bir şekilde ve planlanan zamanda aldığınızdan emin olun.
  • Eğer ilaçlarınız hoş olmayan yan etkilere neden oluyorsa, doktorunuzla alternatifler hakkında konuşun.
  • Düşük sodyumlu bir diyet uygulayın (günde 3-7 gr sofra tuzundan az).
  • Çok sayıda meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein içeren DASH diyetini takip edin.
  • Düzenli egzersiz. (Fiziksel olarak aktif olduğunuzdan beri bir süre önce doktorunuzla konuşun.)
  • Yediğiniz işlenmiş yiyeceklerin miktarını sınırlayın (bunlar genellikle sodyumda yüksektir).
  • Alkol alımını sınırlayın.
  • Evde tansiyonunuzu kontrol etmeyi öğrenin. Bir izleme programı oluşturmanıza yardımcı olmak için doktorunuza danışın. Sonuçları kaydedin ve doktorunuzun randevularına getirin. Kan basıncı makinenizin yılda en az bir kez doğruluk kontrolü yapın.

Hipertansiyonun yönetimi her zaman kolay değildir, ancak bu değişiklikleri yapmak tansiyonunuzu kontrol etmeye, kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaya yönelik uzun bir yol kat etmenizi sağlayacaktır.