Boxer İsyanı

Boxer İsyanı, Çin’in Kuzey Shandong(Santung) bölgesinde faaliyetlerini sürdüren “Boxer Cemiyeti’nin”,  Avrupalılar, Avrupalı sömürgeciler ve hristiyanlara karşı ayaklanmasıdır. Kasım 1899’da başlayan Boxer İsyanı, 7 Eylül 1901’de sona ermiştir. Boxer İsyanı’nı 8 devlet bir araya gelerek bastırabilmiş ve Çin açık pazar haline gelmiştir. Çin topraklarının İkinci Dünya Savaşı’na kadar yabancıların ticaretine sebep olmakla birlikte Qing (Çing) Hanedanlığı’nın da sonunu getirmiştir.

Boxer Cemiyeti- Uyumlu Yumruklar

1864 yılında sona eren Taiping İsyanı’nın ardından 1870 yılında dinsel ve milliyetçi bir oluşum kurulmuştur. Bu oluşum Yi He Quan ( İ Ho Ch Uan) adını almıştır ve Çince  “haklı (adil) ve uyumlu yumruklar”  anlamına gelmektedir. Batıya ise “Boxer (Boksör)  Cemiyeti” olarak geçmiştir.

Boxer Cemiyeti, uzakdoğu dövüş sanatlarını benimsemiş ve Avrupalıların, atalarından kalma mistik inançlarını yerle bir edeceğine inanmışlardır.  Boxerlar için maneviyat ve Çin kültürü o kadar önemlidir ki; kurşun geçirmediklerine ve ölmüş savaşçıların ruhlarının desteklerini alacaklarına inançları tamdır. Boxerların inanç sistemini birkaç örnekle açıklayabiliriz. Örneğin: Batılıların getirdikleri telgraf ağının , hava cinlerinin işi olduğundan şüpheleri olmamıştır.  Batılı devletlere ” Yabancı Şeytanlar” adını vermişlerdir ve  Kutsal Sarı Irmak’ın (Altın Nehir- Huangho) taşmasını bile Hristiyan misyonerlerin işi olarak görümüşlerdir. Bununla birlikte Qing Hanedanlığı’nın iktidarda olduğu sıralarda yaşanan doğal afetler, Boxer Cemiyeti’nin inanılırlığını artırmıştır. Öte yandan gizli güçleri ilke olarak benimseyen Boxerlar, yabancılardan korunmak için çeşitli tılsımlar ve armalar taşımışlardır.

Doğal afetler, gittikçe yoksullaşan köylü, iç ve dış savaşlar, Boxer Cemiyeti için Qing Hanedanlığı’nı devirmek ve yabancıları imparatorluktan atmak için uygun bir zemin hazırlamıştır. Başlarda Qing Hanedanlığı’nı bitirmek amacında olan Boxerlar dönemin imparatoriçesinin stratejik girişimiyle; Qing Hanedanlığı’na sadık kalıp, imparatoriçeyi desteklemeye başlamıştır.

Boxer İsyanı- Batılı Diplomatlar

yüzyılda afyon savaşlarının etkisiyle İngilizlerin Çin üzerinde hakimiyet kurmaya çalışması ve baskıyı artırmasının yanı sıra, Çin- Japon Savaş’larının da bu isyanın başlamasında etkisi büyük olmuştur. Nitekim; ayaklanmanın temelinin 1894’te Japonlar karşısında Çin’in ağır bir yenilgi almasıyla atıldığı kabul edilmektedir. Yenik durumda olan Çin, Japonlara ağır ödünler verir. İngiltere, Rusya ve Fransa devletlerinin araya girmesiyle, Çin rahat bir nefes almıştır. Ancak bu seferde batılı devletlere imtiyazlar vermek zorunda kalmıştır. Çin halkında batıya ve batı değerlerine tepki de bu gelişmeyle başlamıştır.

Qing Hanedanlığı’ndan İmparatoriçe Tsu Hsi ise tehlikenin farkına varmıştır. İmparatoriçe, Çin’in yabancılardan arındırılması gerektiğini ve gerekirse savaşılacağını vurgulamıştır.  İmparatoriçenin bu hamlesiyle, Çin değerlerine son derece bağlı olan Boxer Cemiyeti, Qing Hanedanlığı’nı desteklemeye başlamıştır. Tabii, bu noktada İmparatoriçe Tsu Hsi’nin de Boxer Cemiyeti’ni desteklediği, ayaklanmanın hükümet destekli bir ayaklanma olduğu söylenebilir.

Bu gelişmeler altında Boxer Cemiyeti, birçok Hristiyan misyonere ve din değiştiren Çinli’ye saldırmaya başlamıştır. Batının getirdiği telgraf hatları yakılmıştır ve yabancı denetiminde çalışan işçilere saldırılmıştır. Demiryolları da Boxerların bu saldırılarından nasibini almıştır. Bu saldırılar sırasında Boxer Cemiyeti’ne olan destek artmış ve yabancı düşmanlığı iyiden iyiye kendini göstermeye başlamıştır.  Boxerların hedefinde artık elçiler ve elçilikler vardır. “Pekin’de 55 Gün” isimli bir filme de konu olan bu kuşatma, Boxerların “Yasak Şehir’e” doğru ilerlemesiyle yabancı devletleri önlem almaya itmiştir.

Diplomatlarının güvenliğini önemseyen batılı devletler, isyanı bastırmak için ortak bir çalışma yürütmüşlerdir.Rusya ve Amerika’yı tarihte ilk kez bir araya getirmiştir. Rusya ve Amerika’nın yanı sıra; Japonya, Birleşik Krallık (Çoğunlukla İngiltere), Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Fransa ve İtalya, Çin’e isyanın bastırılması için 50 bin asker göndermiştir. Qing Hanedanlığı’nın askeri desteğiyle birlikte sayıları 70-100 bin arasını bulan Boxer ordusu ise , batının silahlı gücü karşısında etkisiz kalmıştır. Amerika’nın gönderdiği 2500 kişilik destek kuvvetiyle birlikte isyan tam olarak bastırılmış ve isyancılar çok ağır şekilde cezalandırılmıştır.

1901’de gerçekleşen bu kesin yenilgiden sonra İmparatoriçe Tsu Hsi, köylü kılığında imparatorluğu terk etmiş ve Qing Hanedanlığı’nın sonu gelmiştir. Pekin işgalinin ve Boxer yenilgisinin ardından bir protokol imzalanmış ve Çin ağır bir tazminat yükü altında kalmıştır. Çin’in ödemesi mümkün olmayan bu tazminat yükü, başka borçlar almasıyla sonuçlanmış ve İkinci Dünya Savaşı’na kadar topraklarını batılı devletlere açmasına neden olmuştur.

Boxer İsyanı – Detaylar

Boxer İsyanı’nın 19. Yüzyılda Çin’de yaşanan siyasi ve ekonomik olayların bir sonucu olduğu kolaylıkla söylenebilir. Avrupalı misyonerler aracılığıyla Hristiyanlık’la karşılaşan Çin halkı, ekonomik darboğazın yanı sıra eski- yeni çatışması arasında kalmıştır. Yine din temalı Taiping İsyanı’ndan sonra, Boxerların milliyetçilik ve din temelli oluşumu, batıya karşı direnişi zorunlu kılmıştır. Ancak, Boxer Cemiyeti’nin bağnaz düşünceleri isyanın başarısızlığına sebep olmuştur. Şöyle ki; Boxer isyancıları öldürdükleri önemli ve yabancı insanları çarmıha germişlerdir. Cesetlerin, gövde ve baş kısımlarının birlikte kalmasını önemsemişlerdir. Çünkü Boxerlara göre, başsız bir cesedin başı dünyaya geri dönüp intikam alabilmektedir. Bu ve bunun gibi örnekler Boxer inanç sisteminin, tamamıyla dış dünyadan kopuk olduğunu göstermektedir. Bu kopukluk ise Avrupalı devletlerin silahları karşısında varlık sürdürememiştir.

İsyanın bastırılmasının ardından Çin’in ağır bir vergi yükü ve tazminat ödemeye mahkum edilmesi ise Çin’i büyük bir ekonomik buhrana sokmuştur. Bir rivayete göre Çin’in Avrupalı devletlere olan borcu 40 yılı aşkın bir sürede bitecektir. Bu yüzden Çin, borç almaya devam etmiştir ve borcu kapatmak için başka bir borç. Döngü  bu şekilde devam etmiştir. Boxer İsyanı’nın bir diğer sonucu ise; Çinli köylüler ve gençler arasında “Milliyetçilik” akımının yükselmesi olmuştur.

Osmanlı Devleti ve Boxer İsyanı

Boxer Ayaklanması sırasında, yabancı devletlerin elçileri öldürülmüştür. Bu elçilerden biri de Almanya’nın Pekin Elçisi Baron von Ketteler’dir (20 Haziran 1900). Baron’un öldürülmesi üzerine Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm, yakın dostu Osmanlı Padişahı Adbdülhamid’ten yardım istemiştir. Abdülhamid, asker göndermek konusunda yardımcı olmasa da “halife” kimliğinde Çin’deki Müslümanlara isyana katılmayın çağrısı yapmayı kabul etmiştir.

Bu amaçla, Osmanlı Devleti Çin’ e bir heyet göndermiştir. Heyet; askeriye, mülkiye ve ilmiye sınıflarından seçkin kişilerden oluşmaktadır. 18 Nisan 1901’de yola çıkan bu heyet, Çin’e vardığında isyan bitmiştir ve Osmanlı Heyeti İstanbul’a geri dönmüştür.

Yasak Şehir- Beijing

Eski adı “Han Balık” olan ve “Yasak Kent” olarak da bilinen Yasak Şehir,  günümüzde de Çin’in sembollerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu kenti Moğollar, Çin halkından ayrılmak için inşa etmiştir. Daha sonra Ming Hanedanlığı’na ev sahipliği yapmıştır. Kaynaklar, 14ü Ming Hanedanlığı’na , 10’u Qing Hanedanlığı’na mensup 24 imparatora hizmet verdiğini göstermektedir.

1407 yılında saray ve şehrin inşasına başlanmış; 200 bin kadar işçiyle birlikte 1420 yılında bitirilmiştir.780bin metrekare üzerinde, 800 binadan ve 8000 odadan oluşmaktadır. 500 yıl boyunca sivil halkın  Yasak Şehir’e girmesi yasaklanmış; girmek isteyen siviller türlü türlü işkencelere maruz kalmıştır.Halkın ise Yasak Şehir’den oldukça korktuğu, içeride çeşit çeşit ahlaksızlıkların döndüğüne inandığı bilinmektedir. İmparator- imparatoriçelere ve haremlere hizmet eden Yasak Şehir, 1987 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası olarak listelenmiştir.

Günümüzde ziyaretçilere kapısını açan Yasak Şehir, Starbucks’a da ev sahipliği yapmıştır. Ancak gelen haklı tepkiler üzerine, Starbucks kapatılmış ve ziyaretçiler günlük 60 bin ile sınırlandırılmıştır.

Beden Dili

İnsanlar arasındaki iletişim geçmişten günümüze kadar, sözlü ve yazılı olarak devam etmiştir. Ancak birbirimizi anlamak istediğimizde vücudumuz da buna yardımcı olur. Bu iletişime de beden dili diyoruz. Beden dili; vücut duruşu, jestler, mimikler, yüz ifadeleri ve göz hareketlerinden oluşan zihinsel ve fiziksel faaliyetlerle desteklenen “Sözel olmayan İletişim” şeklidir. Tabi iletişimi etkileyen faktörler budur;

  • Sözcükler (%10)
  • Vurgu ve ses tonu (%30)
  • Beden dili(%60)

Beden Dili Nedir

  • Genel anlamıyla fiziksel duruş, jest ve mimiklerimizin karşımızdakine (alıcıya) ilettiği mesajdır.
  • Yüzümüzün tüm kas hareketleri mimiklerimizi oluştururken, el-kol ve bacak hareketlerimiz jestleri oluşturuyor.
  • Bununla birlikte komple duruşumuz (oturma şekli, omuzların duruşu, pozisyonumuz vb.) beden diliyle kurduğumuz iletişimdir.
  • Aslında dikkatli baktığımızda bizi düşündüğümüzden daha fazla şey anlatır. Özellikle de içinde bulunduğumuz ruh halini çok iyi özetler.
  • Örneğin; Kolları göğüs hizasında iliştirmek iletişime kapalılık, kendini korumaya ihtiyaç duyduğumuz anlarda bilinçli yâda bilinçsiz en sık yaptığımız hareketlerden biridir.
  • Başka bir örnekle konuşma esnasında gözleri kısmak: Bu eylem karşımızdakinin dediğini daha iyi anlayabilmek için zamana ihtiyaç duyduğumuzu gösterir.
  • Gözlerimizi hafif kısarak düşünür ve karşımızdakinden zaman istemiş oluruz.
  • Sağlıklı bir bedene sahip insanların beden dilini daha etkili kullandığı görülmüştür.
  • İnsanlarla sağlıklı ve doğru iletişim kurmak kendimizi daha iyi ifade etmemizi sağlar, aynı zamanda sözcüklerle iletişim kurmak bizim elimiz de ancak beden dili gizlenemez bir mesajdır.
  • Yanıltıcı olabilir fakat kesinlikle sessiz kalamaz. Dolayısıyla beden dilinin tercihe bağlı kullanım alanı yoktur.
  • Put gibi hareketsiz durmamız bile bir mesaj veriyordur (seni umursamıyorum, bir şey deniyorum, protesto ediyorum gibi) birçok anlam ifade edebilir.
  • Geçmişten bu yana beden dili ile ilgili ciddi anlamda gerçek ilk çalışma 1605 yılında yayımlanmıştır.
  • Bu çalışma İngiliz filozof, bilim adamı ve politikacı olan Francis Bacon tarafından hazırlanmıştır.
  • Francis Bacon Jestlerin ve mimiklerin insanların iç dünyalarını dışa yansıttığını belirtmiştir. “Dil kulaklara seslenirken, Beden Dili göze hitap eder”.

Beden Dilinin Önemi

  • İnsanlarla iletişim kurduğumuzda, söylediklerimiz kadar hareketlerimizle bıraktığımız izlenim de önemlidir.
  • İlk karşılaştığımız birini 30 saniye içerisinde değerlendirir bu yüzden ilk etkileşimde beden dilini iyi kullanmak karşınızdakine iyi izlenim bırakmanızı sağlar.
  • Beden dili kullananlar karşısındaki kişi ile daha iyi empati kurarlar.
  • Beden dili sayesinde karşınızdakini daha kolay etkileyebilirsiniz.
  • Eğer beden dili iyi bir şekilde kullanılırsa; çözümleyici, yapıcı ve kişilerin mutluluğuna, toplumun huzuruna katkıda bulunacak sağlıklı ve nitelikli bir iletişim gerçekleştirilmiş olur.

Beden Dilini Oluşturan Ögeler

  • Yüz  hareketleri
  • Eller hareketleri
  • Kollar hareketleri
  • Bacak hareketleri
  • Göz iletişimi
  • Duruş biçimi
  • Kişiler arasındaki mesafe

Beden Dilinin Mesaj Oluşturan Kavramları

  • Jestler
  • Mimikler
  • Temas
  • Beden duruşları

Etkili Beden Dili İçin Kaçınılması Gereken Tavırlar

  • Aşırı göz temasında bulunmak,
  • Sürekli sabit durmak,
  • Fazlaca rahat hareketlerde bulunmak,
  • Duvara veya masaya yaslanmak,
  • Ayakları çaprazlamak,
  • Kolları önde veya arkada bağlamak,
  • Konuşurken başı geriye atmak, saçları geriye atmak, gözleri kapamak,
  • Ellerimizi ovuşturmak ve yüzümüzde dolaştırmak,
  • Parmak uçlarını birbirine dayamak,
  • Parmakları masada tıkırdatmak,
  • Saat ya da yüzükle oynamak.

Avrupa Birliği (AB) Tarihi

Avrupa birliği aslında adını sıkça duyduğumuz fakat asıl amacını ve nereden geldiğini bilmediğimiz bu gruptur. AB, yirmi sekiz üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması’nın yürürlüğe girmiştir. Tabi tarihi açıklamalarıyla da bakmamız gerekir.

Birliğin   temelleri 1951 yılında Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Almanya, Fransa ve İtalya arasında, kömür ve çelik sektörünü geliştirmek amacıyla kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile atılmıştır. Bu oluşturulan anlaşmada savaşan ülkeler de barış kararı almıştır. İlk başta sadece ekonomik bir destek için kurulan topluluk, 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adını alan birlik, 1992 yılında günümüzdeki ismini alarak ekonomik ve siyasi bir örgüt hâline gelmiştir. Avrupa birliği kendi içinde bir kalkınma yapmak istemiştir. Üyelerine ayrıcalıklar sağlamış ve destek olmuştur aynı zamanda kendi para birimlerini de oluşturmuşlardır. Başkenti Brüksel olan Avrupa Birliği ülkeleri, birkaç üye haricinde ortak para birimi olan Euro’yu kullanmaktadır.

Altı üye devlet, daha sonra Roma Antlaşması’nı imzalayarak çeşitli mal ve hizmetleri içeren ortak bir pazara dayalı Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kurmaya karar verdi. Altı ülke arasında gümrük vergileri 1 Temmuz 1968’de tamamen kaldırıldı ve 1960’larda özellikle ticaret ve tarımda ortak politikalar oluşturuldu. Kurulduğu tarihten itibaren sürekli genişleyen bir birlikti Avrupa birliği, son olarak 2013 yılında Hırvatistan’ın da katılımıyla 28 ülke ve 507 milyonluk nüfusa sahip büyük bir serbest dolaşım bölgesi hâline gelmiştir. Avrupa Birliği’nin amacı sadece ekonomik anlamda değil tarım, ulaşım, sanayi, enerji, siyasi ve askerî birçok alanda ortak politikalar oluşturmaktır. Ekonomik anlamda bu birliği gerçekleştiren örgüt, ortak dış politika ve ortak ordu oluşturma konusunda henüz başarı sağlayamamıştır.

Aynı zamanda Avrupa birliğine girmek isteyen ülkelerin yerine getirmesi gereken çok sayıda kural var. Kurulduğu tarihlerde buna dikkat etmeseler de son yıllar da çok fazla dikkat etmeye başladılar. 1987 yılında birliğe katılmak için resmen başvuruda bulunan ve aday ülke statüsüne sahip olan Türkiye, tam aday olabilmek için yerine getirmesi gereken Kopenhag Kriterleri’ni uygulama yolundaki çalışmalarına devam etmektedir.

Her ülke Avrupa birliğine katılmak istemiyor. Ekonomik olarak kalkınmış Avrupa ülkelerinden Norveç ve İsviçre Avrupa Birliği’ne üye değildir ve üyelik başvuruları yoktur. Ayrıca son yıllar da Avrupa birliğine girmek isteyen ve bekletilen ülkeler için de Avrupa birliği çekiciliğini kaybetti. İzlanda ise 2015 yılının başlarında üyelik başvurusunu geri çekmiştir. 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan halk oylaması sonucunda, Birleşik Krallık halkının %52’si Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullanmıştır. 2018 yılının sonuna kadar Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması planlanmaktadır.

Lizbon Antlaşması

Birçok antlaşma yaparak kendini sağlamlaştıran Avrupa birliği, son antlaşmasıdır. Aslında derinleşme sürecinin son antlaşması da diyebiliriz. Lizbon antlaşması 2007 yılında imzalanan ve 2009 yılında yürürlüğe girmiştir.  Bu antlaşma ile temel olarak, AB’nin karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkların giderilmesi ve Birliğin daha demokratik ve etkili işleyen bir yapıya kavuşması hedeflendi. Bu hedef doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidilerek, Avrupa Topluluğu’nu kuran Antlaşmanın adı “Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma” olarak değiştirildi.

Üye Ülkeler

  • Avrupa Birliği’ne 1951 yılındaki kurucu üyeler olan Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Almanya, Fransa ve İtalya’dır.
  • 1973 yılında Danimarka, İrlanda Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık katılmıştır.
  • 1981 yılında Yunanistan üye olmuş.
  • Daha sonra  1986 yılında Portekiz ve İspanya eklenmiş.
  • 1995 yılında Avusturya, Finlandiya ve İsveç üye olmuştur.
  • 2004 yılında Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya ülkeleri katılmıştır.
  • 2007 yılında Bulgaristan ve Romanya üye olarak katılmıştır.

Son olarak da 2013 yılında ise Hırvatistan katılmıştır. Katılan en son ülkedir.

Dijital Pazarlama

Aslında dijital pazarlama gayet açık ve net bir tanımdır. Öncelikle bir satış yöntemi değildir. Ulaşılan sonuçlar sayesinde dijital kanalları kullanarak satış yapmayı sağlayan bir iletişim süreci ve pazarlama yöntemidir. Öne gelen dijital pazarlama kanalları ise sosyal medya, internet ve mobil platformlardır.

Dijital pazarlama günümüzde yeni pazarlama trendinin çok ötesindedir. Rekabet avantajı için yeni kaynaklara ulaşmayı kolaylaştırarak; tedarik zinciri optimizasyonu, ulaşılamayan alt segmentleri hedef alma, aracısız dağıtım modeli, pazarı daha verimli hale getirme, yeni iş modelleri üretebilme, şeffaf ve dürüst bir pazar gibi avantajlar sağlamaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucu ülkemiz nüfusunun yüzde 50’sinin aktif internet kullanıcısı olduğu saptanmıştır. Mobil pazarlama ve e- ticaret de tüketiciler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Ürün sahibi internet ve farklı medya platformlarını kullanarak ürün satışını gerçekleştirmektedir. Dijital pazarlama, geleneksel pazar yöntemi anlayışını baz alarak daha güncel ve interaktif dünyaya uyumlu hale getirmektedir.

Dijital pazarlama sayesinde birden fazla dijital pazarlama kanalı kullanarak markanızı tanıtabilir ve satış potansiyelini arttırarak rakiplerinizin önüne geçebilirsiniz.

Dijital Pazarlama Nerelerde Kullanılır?

Teknolojini gelişmesiyle birlikte bant genişlikleri ile birlikte mobil cihazlar artmakta ve yaşam biçimi değişmektedir. Bununla birlikte alışveriş ve satın alma alışkanlıkları da etkilenmektedir. Bir firma ya da markanın dijital pazarlama sürecindeki ismi dijital pazarlama olarak bilinmektedir. Çağımızın gelişime en açık pazarlama yöntemidir.

Dijital pazarlama televizyon, radyo, gazete gibi yöntemler yerine daha interaktif yöntemler kullanarak tüketici ile iletişime geçmektedir. Dijital pazarlamanın kullandığı yöntemler her gün yeni yaklaşımlarla güncellenmektedir. Dijital pazarlama web pazarlama, online pazarlama, e- marketing gibi farklı isimlerle de anılmaktadır. Bu pazarlama yöntemi sayesinde doğru kitleye doğru zamanda ulaşabilirsiniz. Tabi bunun için dijital pazarlama kanallarını daha etkin bir biçimde kullanmanız gerekmektedir.

Dijital pazarlama; logo yazı tipi gibi marka varlıklarında, internet sitelerinde, çevrimiçi broşürlerde, ders kitaplarında, blog yayınlarında, infografiklerde, e-kitaplarda, teknik sözlüklerde, Facebook linkedin instagram gibi sosyal medya kanallarında, etkileşimli araçlarda kullanılmaktadır.

Dijital Pazarlamanın Faydaları

Pazarlamacıların gerçek zamanlı olarak doğru sonuçlara ulaşmasını sağlayan bir pazarlama yöntemidir. Şu şekilde örnek verebiliriz; bir gazete üzerinden yayınladığınız reklamın kaç kişi tarafından görüldüğünü ve beğenildiğini ölçemezsiniz. Ayrıca reklamın bir satıştan sorumlu olup olmadığı da kesin olarak bilinmeyebilir. Fakat dijital pazarlama sayesinde tüm bu istatistikleri ölçebilir ve reklamları analiz edebilirsiniz.

Dijital Pazarlama Taktikleri

  • Arama motoru optimizasyonu (SEO); web sitenizi arama motorlarında en üst sırlarda çıkabilecek şekilde optimize edebilirsiniz.
  • İçerik pazarlama; marka bilinci oluşturarak trafik artışı sağlayabilir, müşteri potansiyelini arttırmak amacıyla içerikler oluşturulabilir ve tanıtım yapılabilir.
  • Inbound pazarlama; online içerik kullana müşterileri çekme, dönüştürme ve içeriği sevdirecek bir yaklaşımda bulunmak
  • Sosyal medya pazarlamacılığı; marka bilinci oluşturarak trafiği ve işletmenin potansiyelini arttırmak için kullanılan en etkili yöntemlerden biridir.
  • Pay- Per- Click (PPC); reklamlara tıklandıkça her tıklama başına maliyet ödeyerek yayınlayabileceğiniz reklam kanalıdır. Buna örnek olarak Google Adwords verilebilir.
  • Mail marketing; müşteriler ile iletişim kurmak için kullanılan bir yoldur. Ürünü tanıtmak, indirimlerden haberdar etmek ve etkinlikleri tanıtmak amacıyla kullanılmaktadır. Üstelik tüketicileri direk web sitenize yönlendirecek bir içerik oluşturabilirsiniz.
  • Dijital yayınlar; blog ve benzer içerik tabanlı web siteleri aracılığıyla marka bilinirliği çalışmalarına verilen isimdir.

Dijital Pazarlama Konuları

Dijital pazarlama; 4 temel adımdan oluşmaktadır. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz;

Acquire: müşterileri web sitenize çekebilmek amacıyla yaptığınız aktiviteleri kapsayan bir tekniktir. Arama Motoru Reklamları (PPC),Arama Motoru Optimizasyonu (SEO), E-mail Marketing, Gelir Ortaklığı, İnteraktif Karşılaştırma (Interactive Comparison), Sosyal Medya Pazarlama, Reklam Ortaklığı, Viral Pazarlama, İçerik üretme/paylaşma, RSS, Online PR belli başlı konulardır.

Convert: müşteriyi web sitenize çekmeyi başardıktan sonra hedeflerinize ulaşmak için sonrasında yapacağınız aktivitelerdir. Hedef her zaman için satış olmayabilir. Bir blogda yer alan yazının okunma sayısı ya da okunan yazı sayısı, yazının beğenilme sayısı, paylaşılma sayısı, takip sayısı gibi şeyler de olabilir. bir gazete sitesinde yer alan haberin kaç kez okunduğu kaç haber okunduğu, sitede toplam geçirilen zaman olabilir.Müşteri Karar Destek Mekanizmasının güçlendirilmesi, içerik yönetimi, kişiselleştirme, müşteri segmentlerini belirleme ve hedefleme çalışmaları, Kullanılabilirlik ve erişilebilirlik çalışmaları, sitenin işe yararlılığını arttırma, satış metinlerini ikna edici yazma, E-posta Pazarlama bu aşamada yer alan aktivitelerdir.

Measure&Optimize: bu aşamada neyi doğru neyi yanlış yaptığınızı ölçebilirsiniz. Böylece kendinizi rakipleriniz ile karşılaştırarak yeni önlemler alabilirsiniz. Dijital pazarlamanın aktiviteleri arasında en önemli adım budur. Çünkü başarınızı burada ölçebilir ve ona göre kendinizi değerlendirebilirsiniz. Bu sebeple ilk olarak web sitenizin performansını analiz etmeniz gerekecektir.

Retain&Grow: bu aşamada müşteriler ile olan ilişkilerinizi değerlendirebilirsiniz. Müşterilerinizi memnun ederek onların daimi müşterileriniz olmalarını sağlayabilirsiniz.Bu aşamada e-mail marketing, sadakat programları, kişiselleştirme, dinamik fiyatlandırma stratejileri, referans programları, topluluk oluşturma tekniklerini kullanabilirsiniz.

Dijital pazarlamanın yayıldığı bu geniş alan gözünüzü korkutmasın. Dijital pazarlama sizin için eğlenceli bir ortam haline dönüşecektir.